NMDA RESEPTÖR VE ANTAGONİSTLERİ NÖROPATİK AĞRININ TEDAVİSİNDE NEDEN ÖNEMLİDİR?

Elif KARABACAK

Akdeniz Tıp Dergisi - 2026;12(2026):1-8

Duzce University, Faculty of Pharmacy, Department of Pharmacology, Duzce, Türkiye

 

Nöropatik ağrı, hiperaljezi olarak bilinen uyaranlara karşı artan hassasiyet ve allodini olarak adlandırılan, normalde zararlı olmayan uyaranlara karşı nosiseptif tepkiler ile karakterize edilir. Nöropatik ağrının, dünyadaki insan nüfusunun %5-10'unu etkilediği ve sıklıkla depresyon, uyku bozuklukları gibi yaşamı olumsuz etkileyen durumlarla birlikte görüldüğü bildirilmektedir. Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen nöropatik ağrının yönetimi oldukça güçtür. Nöropatik ağrı için mevcut tedavilerin çoğunun orta düzeyde etkililiğe sahip olması ve kullanımlarını sınırlayan ciddi yan etkilere sahip olması nedeniyle hastalar için başka terapötik yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Spinal glutamat N-metil-D-aspartat reseptör (NMDAR) hiperaktivitesi kronik nöropatik ağrının önemli bir mekanizmasıdır. Primer afferent terminallerdeki NMDAR'leri nörotransmitter salınımını artırarak hiperaljeziye katkıda bulunabilmektedir. Dolayısıyla nöropatik ağrı tedavisinde bu reseptörlerin antagonize edilmesi durumu göze çarpmaktadır. Sinir yaralanmasının ardından, omurilik ve beyindeki NMDAR'lerinin artan aktivasyonu, artan kalsiyum iyon akışıyla sonuçlanır. Ayrıca bu durum, ağrı sinyallerini de güçlendirmektedir. Artan NMDA reseptör aktivitesi, kronik ağrı durumlarının başlatılmasında ve sürdürülmesinde de rol oynamaktadır. Bu nedenle, NMDAR aktivitesini modüle etmek, nöropatik ağrının yönetiminde farmakolojik tedavinin temel taşlarından biridir. Klinik uygulamada NMDAR'de (değişken) antagonistik aktiviteye sahip birkaç ilaç mevcuttur. Bunlar arasında ksenon, nitröz oksit, magnezyum, metadon, amantadin, riluzol, memantin, fenitoin, karbamazepin, valproik asit ve ketamin bulunur. Bunlardan özellikle NMDAR antagonizmasıyla sıklıkla ilişkilendirilen sedasyon ve motor bozukluğu gibi motor yan etkilere sahip olmayan antagonistler nöropatik ağrı tedavisinde hedef olabilmesi açısından dikkat çekmektedir. Faz III klinik çalışmalar ve klinik öncesi çalışmalardan ortaya çıkan farmakolojik yaklaşımlar etkili tedavi için ümit vaat etmektedir.