Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

NODÜLER LENFOSİT PREDOMİNANT HODGKİN LENFOMA TEDAVİSİNDE RİTUKSİMAB TEMELLİ REJİMLERİN SAĞKALIMA KATKIS

FATMA KEKLİK KARADAĞ, MURAT AYSİN, DERYA DEMİR, AJDA GÜNEŞ, NUR SOYER, NAZAN ÖZSAN, ÖZGÜR ŞANLI, FAHRİ ŞAHİN, FİLİZ VURAL, MAHMUT TÖBÜ, MİNE HEKİMGİL, GÜRAY SAYDAM

Türkiye'de Lösemi Lenfoma Miyelom Araştırmaları Dergisi - 2024;8(2):73-79

İzmir Şehir Hastanesi, Hematoloji Kliniği, İzmir, Türkiye

 

Amaç: Nodüler lenfosit predominant Hodgkin lenfoma (NLPHL), B hücre kökenli nadir görülen bir hastalıktır. Uzun yıllar boyunca klasik Hodgkin lenfoma (HL) gibi tedavi edilirken HL’ye kıyasla daha yavaş ilerleyen NLPHL, farklı klinik ve patolojik özellikler göstermektedir. Günümüzde B hücreli Hodgkin dışı lenfomalara benzer şekilde tedavi edilmesiyle daha başarılı sonuçların olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Çalışmamızda, NLPHL’li hastalarımızın değerlendirilmesi ve rituksimab (R) içeren tedavi alanlar ile almayanların genel sağkalım (GS) ve hastalıksız sağkalım (HS) durumlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Hastalar ve Yöntem: Merkezimizde 2012-2022 yılları arasında NLPHL tanısı almış hastaları retrospektif olarak inceledik. Çalışmamızın birincil sonlanım noktası, NLPHL hastalarının R temelli tedavi alıp almadığının değerlendirmesi; ikincil sonlanım noktası ise R alanlarda GS ve HS arasındaki ilişkinin gösterilmesir. Hastaların demografik özellikleri, tedavileri, nodal bölge dışı hastalık, bulky kitle, tedaviye yanıt, son kontrol tarihi ve hayatta olup olmadıkları hasta dosyalarından olarak kaydedilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda ortanca yaşı 43 (aralık, 21-77) olan 38 hasta değerlendirildi ve 21 (%55)’i erkekti. Evre I ve II hastalığı olan 10 (%26.3), evre III ve IV hastalığı olan 27 (%71) hasta vardı. Bir hastaya tek başına R, iki hastaya R-ABVD, 20 hastaya da R-CHOP tedavisi olmak üzere toplam 23 hastaya R temelli tedaviler uygulanmıştır. R verilmeyen 15 hastanın tamamına ABVD tedavisi uygulanmıştır. Her iki grupta demografik verilerin ve klinik özelliklerin dağılımı benzerdi. R almayan grupta B semptomları daha sık (p= 0.045) ve ilk sıra tedaviye yanıtsız hasta sayısı daha fazlaydı [0’a karşı 3/15 (%23.1), p= 0.040]. R temelli tedavi alan hastalarda bir yıllık GS (%100’e karşı %86.7, p= 0.002) ve beş yıllık HS (%100’e karşı %64.6, p= 0.002) daha yüksektir. R almayanlarda beş yıllık GS oranı %64.2’ye düşmektedir. Sonuç: Ülkemizde ilk kez yapılan NLPHL hastalarında tedavi seçeneklerinin karşılaştırıldığı bu çalışmada tedavi gereksinimi olan hastalarda tedaviye R eklenmesinin hem GS ve hem de HS avantajı sağladığı gösterilmiştir.