MEHMET AKİF SARICA, MURAT İSPİROĞLU, İBRAHİM HALİL TÜRKBEYLER, HACI TANER BULUT, ERKAN ÇAKMAK
Düzce Tıp Fakültesi Dergisi - 2016;18(1):12-15
Amaç: Yağlı karaciğer (hepatosteatoz) karaciğerin kendi ağırlığının en az %5’inden fazlası kadar yağ içermesi anlamına gelir. Non-alkolik hepatosteatoz (NAHS) tüm yaş grupları ve etnik gruplarda görülebilir. Genel popülasyonda görülme sıklığı ise %14-30 civarındadır. Ultrasonografi ucuz, noninvaziv ve kolay ulaşılabilir olması nedeniyle hepatosteatoz tanısında en sık kullanılan yöntemdir. Karaciğer ekojenitesinin dalak yada böbreğe oranla difüz olarak artması, intrahepatik vasküler yapılarda flulaşma, karaciğerin derin kısımlarına penetrasyonun azalması bulgularından ikisinin olması karaciğer yağlanması tanısını koydurur. Trombosit aktivasyonunun bir göstergesi olan ortalama trombosit hacmi (OTH), insülin direnci ile karakterize olan Tip 2 diyabetes mellitus, Metabolik Sendrom, Obezite için tanımlanmış risk faktörlerinden biridir. Çalışmamızda patogenezinde insülin direncinin önemli bir yer tuttuğunu bildiğimiz NAHS evrelemesi ile OTH arasındaki ilişkiyi incelemeyi planladık. Gereç Ve Yöntem: Çalışmaya dahiliye polikliniğine başvurup abdomen ultrasonografi istenen ve hepatosteatoz saptanan toplam 359 hasta dahil edilmiştir. Ek hastalığı bulunanlar, sigara ve alkol kullanan hastalar çalışmaya alınmamıştır. Hepatosteatozu saptanan hastalar ultrasonografik olarak grade 1, 2, 3 olarak sınıflanmıştır. Bulgular: OTH ile hepatosteatoz evrelemesi arasında ultrasonogrofik olarak evre arttıkça OTH değerlerinde artış saptanmasına rağmen bu artış istatistiksel olarak anlamlı değildi. Alt grup analizi yapıldığında evre 1-2 ve evre 2-3 arasındada istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Ancak evre 1 evre 3 arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı. Sonuç: Çalışmamızda NAHS tanısını klinik, laboratuar ve ultrason bulguları ile koyduk. İnvaziv bir işlem olan biyopsiyi tercih etmedik. Çalışmamızın sonuçları itibarı ile NAHS tanısı konulan vakaların takibinde basit, ucuz ve heryerde bakılması mümkün olan OTH değerininde kullanılabileceği kanaatindeyiz. NASH hastalarında OTH değerlerindeki bu değişikliklerin rolü ve olası klinik ilişki düzeylerini destekleyecek daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.