NON-ST YÜKSELMELİ MİYOKARD ENFARKTÜSÜNDE KRİTİK ÇOK DAMAR HASTALIĞININ YENİ BİR BELİRTECİ OLARAK PLAZMA ATEROJENİK İNDEKSİ

Vedat HEKİMSOY, Veysel Ozan TANIK, Kürşat AKBUĞA, Alperen TAŞ, Ali SEZGİN, Çağatay TUNCA, Erhan SARAÇOĞLU, Bülent ÖZLEK

Archives of the Turkish Society of Cardiology - 2026;54(3):245-252

Ankara Etlik City Hospital, Ankara

 

Amaç: Bu çalışma, plazma aterojenik indeksi (AIP)'nin, non-ST-segment yükselmeli miyokard enfarktüsü (NSTEMI) tanısı alan hastalarda kritik çok damarlı koroner arter hastalığı (ÇDH) varlığını öngörmede bir belirteç olarak kullanılıp kullanılamayacağını değerlendirmeyi amaçladı. Yöntem: Bu retrospektif analizde, Ocak 2024 ile Aralık 2024 tarihleri arasında NSTEMI tanısı konulan ve koroner anjiyografi yapılan hastalar incelendi. Anjiyografik bulgulara göre hastalar, anlamlı darlık saptanan majör epikardiyal damar sayısına göre sınıflandırıldı ve ÇDH, üç ana epikardiyal damarın tamamında kritik darlık bulunması olarak tanımlandı. AIP, log (trigliserid/HDL-kolesterol) formülüyle hesaplandı. Çok değişkenli lojistik regresyon analizi, ÇDH'nin bağımsız belirleyicilerini saptamak için uygulandı. Ayrıca ROC eğrisi analizi, tanısal doğruluğu değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen 1.216 hastanın 302'sinde (%24,8) ÇDH saptandı. Kritik ÇDH'si bulunan hastaların AIP değerleri, ÇDH bulunmayanlara kıyasla anlamlı olarak daha yüksekti (0.74 +/- 0.28'e karşı 0.59 +/- 0.26, P < 0.001). Çok değişkenli analizde AIP, ÇDH'nin bağımsız bir belirleyicisi olarak kaldı (olasılık oranı: 3.132; %95 güven aralığı: 1.626-6.030; P = 0.001). Diyabetes mellitus, yüksek HbA1c ve artmış LDL kolesterol düzeyleri de ÇDH ile bağımsız olarak ilişkili bulundu. AIP, ÇDH'yi öngörmede orta düzeyde ayırt edici bir yetenek göstermiş olup, AUC değeri 0.689 ve duyarlılık ile özgüllük oranları %65.6 olarak bulundu. Sonuç: AIP, NSTEMI hastalarında kritik ÇDH varlığıyla bağımsız olarak ilişkili bulunmuştur. Basit, ekonomik ve kolay erişilebilir bir parametre olması nedeniyle AIP, aterojenik yükü yansıtan ve ÇDH olasılığı yüksek hastaların belirlenmesine yardımcı olabilecek pratik bir gösterge niteliği taşıyabilir.