NONALKOLİK STEATOHEPATİTTE FİBRİNOJEN-LİKE PROTEİN-2 (FGL-2) DÜZEYİNİN KLİNİK ÖNEMİ

DENİZ IŞIK, HEVES SÜRMELİ

Southern Clinics of Istanbul Eurasia - 2024;35(2):109-113

Department of İnternal Medicine, Kartal Dr Lütfi Kırdar City Hospital, Division of Oncology, İstanbul, Türkiye

 

GİRİŞ ve AMAÇ: Non-alkolik steatohepatit(NASH) karaciğerin en sık görülen metabolik hastalıklarından biridir. NASH hastalarında tanıdan sonraki on yıllık dönemde yaklaşık %25 oranında siroza gidiş izlenebilmektedir ve kriptojenik sirozun en sık nedeni olarak kabul edilmektedir. Fibrinojen like protein -2 (FGL-2), regülatuar T hücrelerince sekrete edilen fibrinojen süperfamilyasının bir alt üyesidir. Dendritik hücrelerin maturasyonunu engeller ve B hücrelerinin apoptozunu indükleyerek hem doğuştan hem de adaptif immunitenin regulasyonunda görev alır. Yüksek serum FGL-2 düzenin viral hepatitli hastalarda kötü prognostik gösterge olduğu yakın dönem çalışmalarda gösterilmiştir. YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmaya biyopsi ile tanı konulan 30 NASH hastası ve kontrol koluna da 21 sağlıklı vaka dahil edildi. Her iki gruba dahil olan bireylerin serum FGL-2 düzeyleri karşılaştırıldı. Yine her iki gruba dahil edilen bireylerin klinikopatolojik özellikleri ile FGL-2 düzeyleri arasındaki ilişki incelendi. BULGULAR: Serum FGL-2 düzeyleri NASH hastalarında 47±12 ng/ml iken kontrol grubunda 37±10 ng/ml saptandı. İstatistiksel değerlendirme Mann-Whitney U testi ile yapıldı. Biyopsiyle basit yağlanma, border-line NASH, kesin NASH olarak sınıfladığımız hastalar ile kontrol grubu arasında anlamlı fark saptandı (p=0.002). Bu dört grubu kendi arasında değerlendirdiğimizde de aralarında anlamlı fark gördük (Kruskal – Wallis test, p=0.012). TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmamızda NASH tanılı hastalarda biyopsideki steatohepatit ile uyumlu şekilde serum FGL-2 düzeylerini daha yüksek tespit ettik. Yüksek FGL-2 düzeyleri hepatik hasarı mikroinflamasyon düzeyinde iken gösterebilir. Hastalık şiddetinin tahmini, hastalık seyrinin biyopsisiz izlemi ve kontrolü, tedavi açısından agresif yaklaşılacak hastaların seçimi, siroz ve HCC takip aralıklarının sıklaştırılması açısından önemli olabilir. Yine de bu konuda yapılacak daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.