CANSU BEKAR, AYLİN AÇIKGÖZ
Sağlık Bilimleri ve Meslekleri Dergisi - 2018;5(1):87-94
Mutlak nötrofil sayısının 1500 hücre/mm3ün altında olması, artmış enfeksiyon riski ile ilişkilendirilmektedir. Kemoterapi, radyoterapi, hematopoetik kök hücre nakli gibi tedaviler sonucu gelişebilen nötropeninin neden olduğu enfeksiyonların engellenmesi için birçok koruyucu önlem alınmaktadır. Nötropenik diyet, gıda kaynaklı patojenlerin neden olabileceği enfeksiyonları önlemek için, bakteri ve mantar bulaşmalarını önlemeyi ve gastrointestinal sistemi kolonize eden mikroorganizmaları elimine etmeyi temel alır. Nötropenik diyet ile ilgili en çok karşılaşılan sorular; diyete ne zaman başlanılacağı, ne zaman sonlandırılacağı, hangi besinleri içereceği ve hangi hasta grubunda daha etkili olduğuna yöneliktir. Kuruluşlar arasında bir uzlaşım yok gibi görünse de en çok kısıtlanan besinlerin çiğ veya az pişmiş yumurta, et, tavuk ve deniz ürünleri ile pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri olduğu bilinmektedir. Ancak çalışma sonuçlarının nötropenik diyetin üstünlüğünü kanıtlayamaması nedeniyle kısıtlayıcı diyet yaklaşımları yerine besin güvenliğinin temel alınmasının daha önemli olduğu düşünceleri de mevcuttur. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde besin hijyeninin istenilen ölçüde sağlanamaması nedeniyle bu yaklaşımlar hastalar için büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle ulusal ya da uluslararası ortak yaklaşımları içeren önerilerin, kuruluşların kullanabileceği ortak kılavuzlar ile uygulamaya sunulmasının gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu derlemede; nötropenik diyetin içeriği ve kullanımıyla ilgili bilgilerin, güncel literatür eşliğinde incelenmesi amaçlanmıştır.