ELİFE ÖZKAN
Genel Tıp Dergisi - 2025;35(3):500-511
Amaç: Bu çalışma, obez bireylerde leptin hormonunun lipid profili ve kardiyovasküler hastalık risk faktörleri üzerindeki etkilerini değerlendirmek amacıyla sistematik bir literatür taraması olarak gerçekleştirilmiştir. Leptin, enerji dengesi ve metabolik süreçlerde önemli rol oynayan bir adipokindir ve obezite durumunda serum seviyeleri belirgin şekilde artar. Artan leptin düzeylerinin dislipidemiye katkıda bulunarak kardiyovasküler risk faktörlerini olumsuz etkileyebileceği hipotezi araştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Ocak 2010 ile Ekim 2023 tarihleri arasında PubMed, Scopus ve Web of Science veri tabanlarında yayınlanmış çalışmalar taranmıştır. Dahil edilme kriterlerini karşılayan 18 çalışma analiz edilmiştir. Leptin düzeyleri ile lipid profili parametreleri (toplam kolesterol, LDL-kolesterol, HDL-kolesterol, trigliseritler) ve kardiyovasküler risk faktörleri (inflamasyon belirteçleri, kan basıncı, insülin direnci) arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Bulgular: Leptin düzeyleri ile toplam kolesterol (r=0.45, p<0.001) ve LDL-kolesterol (r=0.47, p<0.001) arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca, leptin düzeyleri trigliseritlerle pozitif (r=0.35, p<0.01) ve HDL-kolesterol ile negatif (r=-0.30, p<0.01) yönde ilişkilidir. Leptin ile inflamasyon belirteçleri arasında da pozitif ilişkiler gözlemlenmiştir; örneğin, C-reaktif protein (CRP) ile anlamlı bir korelasyon (r=0.42, p<0.001) bulunmuştur. Artan leptin düzeyleriyle birlikte kan basıncında ve insülin direncinde artış eğilimi görülmüştür. Sonuçlar: Obez bireylerde artan leptin düzeyleri lipid profilini olumsuz etkilemekte ve kardiyovasküler hastalık risk faktörlerini artırmaktadır. Leptin ile LDL kolesterol arasında pozitif bir ilişki gözlenmiş olsa da nedensel bir ilişki henüz kesin olarak kanıtlanmamıştır. Ayrıca leptin, inflamasyon belirteçlerini artırarak ateroskleroz gelişimini hızlandırabilir. Bu bulgular, leptinin obeziteye bağlı kardiyovasküler risklerin değerlendirilmesinde potansiyel bir biyobelirteç olabileceğini göstermektedir. Leptin hedefli tedavi yaklaşımları ve leptin direncini aşmaya yönelik stratejiler, obezite ve ilişkili kardiyometabolik bozuklukların yönetiminde önemli olabilir.