OKSİMETAZOLİN VE KSİLOMETAZOLİN'İN FARMAKOLOJİSİ, GÜVENLİĞİ VE KLİNİK KANITLARI: BÜTÜNLEŞTİRİLMİŞ İNCELEME

Adnan Fuat BÜYÜKLÜ

Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Dergisi - 2026;34(2):129-141

Private Practice, Ankara, Türkiye

 

Ksilometazolin ve oksimetazolin gibi topikal nazal dekonjestanlar, burun mukozasındaki alpha-adrenerjik reseptörleri uyararak vazokonstriksiyon oluşturur ve bu sayede hızlı, belirgin ve uzun süreli tıkanıklık giderici etki sağlar. Lokal uygulamaları nedeniyle sistemik emilimleri düşüktür ve bu özellikleri onları akut nazal konjesyonun semptomatik tedavisinde yaygın olarak kullanılan ajanlar hâline getirmiştir. Soğuk algınlığı, alerjik rinit, akut rinosinüzit ve burun cerrahisi sonrası dönemde yapılan çalışmalarda, bu ilaçların solunum konforunu artırdığı, uyku kalitesini iyileştirdiği ve hasta memnuniyetini yükselttiği gösterilmiştir. Bununla birlikte uzun yıllardır kullanılmalarına rağmen sistemik yan etkiler, kardiyovasküler güvenlilik ve özellikle rinitis medikamentoza (RM) gelişme riski konusunda çekinceler devam etmektedir. Ancak kontrollü klinik çalışmalar, önerilen kısa süreli kullanımda (genellikle 7-10 gün) belirgin rebound tıkanıklık, kalıcı mukozal hasar veya silier fonksiyon bozukluğu gelişmediğini ortaya koymaktadır. Gözlenen bazı semptomların, ilaca bağlı etkilerden ziyade altta yatan hastalığın doğal seyrinin yeniden ortaya çıkmasıyla ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, intranazal kortikosteroidlerle birlikte kullanımın dekonjestan etkinliği artırdığı ve RM riskini azalttığı bildirilmektedir. Farmakodinamik açıdan oksimetazolin, daha yüksek reseptör afinitesi ve daha yavaş reseptör ayrılması sayesinde ksilometazoline kıyasla daha uzun etkili ve daha potent bir profil sergilemektedir. Oksimetazolin için ayrıca antiinflamatuar önleyici ve antiviral özellikler de öne sürülmüştür. Sonuç olarak uygun endikasyon ve sürede kullanıldıklarında her iki ajanın da olumlu bir fayda-risk dengesi sunduğu söylenebilir.