ORAK HÜCRE HASTALIĞI OLAN HASTALARDA TOTAL KALÇA ARTROPLASTİSİ SONRASI MORTALİTE VE KOMPLİKASYONLARIN KARŞILAŞTIRILMASI: TÜRKİYE'DEN RETROSPEKTİF EŞLEŞTİRME KONTROLLÜ BİR ÇALIŞMA

Mehmet Akif ÇAÇAN, Murat BİRİNCİ, Ömer Serdar HAKYEMEZ, İzzet BİNGÖL, Umut ÖKTEM, Naim ATA, Melih ATALAY, Şuayip BİRİNCİ, İbrahim TUNCAY, Emre TOĞRUL, Ömür Gökmen SEVİNDİK, İbrahim AZBOY, Bülent ATİLLA

Turkish Journal of Hematology - 2026;43(2):108-115

İstanbul Medipol University Faculty of Medicine, Department of Orthopedics and Traumatology, İstanbul, Türkiye

 

Amaç: Orak hücreli anemi (OHA) kalça ekleminde osteonekrozuna yol açabilen faktörlerden biridir. Bu hastalarda total kalça artroplastisi (TKA) sonrası komplikasyon oranları daha yüksektir. OHA'nın toplumda nadir görülmesi nedeniyle geniş ölçekli çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmada, OHA hastalarında TKA sonrası komplikasyonlar ve mortalitenin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Ulusal e-sağlık veri tabanı (e-Nabız) kullanılarak 2016-2022 yılları arasında primer TKA uygulanan 138 orak hücre hastası belirlendi. Bu hastalar yaş, cinsiyet ve Charlson Komorbidite İndeksi açısından 552 orak hücre hastalığı olmayan hasta ile eşleştirildi. Gruplar 90 günlük tıbbi ve cerrahi komplikasyonlar, hastanede kalış süresi ve mortalite açısından karşılaştırıldı. Bulgular: OHA grubunda venöz tromboemboli ve pnömoni kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha sık görüldü (p=0,028 ve p=0,005). Kan transfüzyonu gereksinimi OHA grubunda belirgin şekilde yüksekti (p<0,001). Yeri gün, bir, üç ve on iki aylık mortalite oranlarında fark saptanmadı (hepsi, p>0,05). Doksan günlük mekanik veya enfeksiyöz komplikasyon oranları da benzerdi (p=0,68 ve p=0,57). Toplam 90 günlük medikal komplikasyon oranı OHA grubunda daha yüksekti (%13 vs. %6; p=0,005). Hastanede kalış süresi açısından fark yoktu (p=0,35). Sonuç: OHA'lı hastalarda TKA sonrası venöz tromboemboli, pnömoni ve kan transfüzyonu ihtiyacı daha yüksektir. Bu komplikasyonların azaltılabilmesi için perioperatif medikal optimizasyon ve multidisipliner yaklaşım büyük önem taşımaktadır.