Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

ORAL PİYOJENİK GRANÜLOMUN ARAŞTIRILMASI: 10 YILLIK RETROSPEKTİF ÇALIŞMA

Ömer DEMİR, Belgin GÜLSÜN, Kamil Serkan AĞAÇAYAK, Mikail ATABAY, Ahmet Ferhat BÜYÜKDENİZ

EurAsian Journal of Oral and Maxillofacial Surgery - 2025;4(4):96-100

Department of Oral and Maxillofacial Surgery, Faculty of Dentistry, Dicle University, Diyarbakir, Türkiye

 

Amaç: Piyojenik granülom (PG), ağız mukozasında sıklıkla travma, hormonal değişiklikler ve kronik tahrişin sonucu olarak iyi huylu karakterli, reaktif inflamatuar hiperplazidir. Bu çalışmanın amacı, 10 yıllık süre içerisinde tanı konulan sözlü PG olgularının demografik, klinik ve histopatolojik özelliklerinin retrospektif olarak değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif kesitsel tarama, 2010-2020 yılları arasında Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Patoloji arşivinde PG tanısı konmuş toplam 214 olgu incelendi. Her olgunun yaşı, cinsiyeti, lezyonun lokalizasyonu ve klinik tablosu değerlendirildi. Ki-kare testi için kategorik değişkenler, Shapiro-Wilk testi için sürekli değişkenler ve t-testi veya Mann-Whitney U testine göre parametrik değerlendirmeler yapılır. Anlamlılık düzeyi p<=0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: PG olgularının %69.2'si kadın, %30.8'i erkek bireylerden oluşuyor. Ortalama yaşı 36,4+/-12,8 yıl olarak bulundu. Lezyonların en sık görüldüğü bölge maksilla posterior (%44.4) idi; bunu mandibula posterior (%37,8), maksilla anterior (%12,6) ve mandibula anterior (%5,1) bölgeleri izledi. Cinsiyet ile lokalizasyon arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0.05). Klinik olarak lezyonların çoğu (%74.2) pediküllü yapıdaydı. Histopatolojik olarak yoğun inflamatuar hücre infiltrasyonu, dilate kapiller damar yapıları ve yüzeysel ülserasyon ve sık gözlenen özelliklerdi. Sonuç: Oral piyojenik granülom, daha sık görülen ve çok sayıda maksilla posterior bölge lokalize olan reaktif bir damar lezyonudur. Hormonal etkiler, travmatik faktörler ve lokal iritasyon faktörlerinin birlikte rol oynadığı rol. PG olgularının doğru teşhisi ve ayırıcı tanısının histopatolojik olarak yapılması, cerrahi eksizyon sonrasında nükslerin tedavisi açısından klinik önem verilmesi.