Nazmiye Serap BİÇER, Banu AÇMAZ, İfakat İrem BİÇER
Geriatrik Bilimler Dergisi - 2026;9(1):94-103
Amaç: İnsülin direnci (İR) ve aterojenik dislipidemi (AD), kardiyometabolik hastalıklarla güçlü biçimde ilişkili metabolik bozukluklardır. Son yıllarda ileri yaştaki bireylerde İR ve AD'nin iskelet ölçümleri ve kırık sonuçlarıyla ilişkisini ortaya koyan kanıtlar sınırlı ve tutarsızdır. Bu çalışmanın amacı, 50 yaş ve üzeri erkekler ile postmenopozal kadınlarda insülin direnci indeksleri ve aterojenik lipid parametrelerinin osteopeni/osteoporoz varlığında kemik mineral yoğunluğu ölçümleri ve frajilite kırığı öyküsü ile ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu tek merkezli retrospektif kesitsel çalışmaya, Ocak 2025 ile Aralık 2025 tarihleri arasında Kayseri Şehir Hastanesi'nde tarama amacıyla kemik mineral yoğunluğu (KMY) ölçümü yapılan 50 yaş ve üzeri erkekler ile postmenopozal kadınlar dâhil edildi. İleri yaşta açlık insülin düzeylerinin sınırlı güvenilirliği nedeniyle, insülin direnci HOMA-IR yerine Metabolik İnsülin Direnci Skoru (METS-IR) ve trigliserid-glukoz (TyG) indeksi kullanılarak değerlendirildi. Aterojenik dislipidemi; trigliserid düzeyleri, HDL-K, LDL-K, total kolesterol, non-HDL-K ve non-HDL-K/HDL-K (NHHR) oranı ile tanımlandı. Dislipidemi, belirlenmiş eşiklere göre yüksek trigliserid düzeyleri, düşük HDL-K veya artmış LDL-K varlığıyla tanımlandı. Kırık öyküsü klinik kayıtlar ve hasta beyanları kullanılarak belirlendi. Bulgular: Son analizlere osteopeni veya osteoporoz tanısı olan toplam 150 hasta dâhil edildi; hastaların %72,7'si kadındı ve %37,3'ünde frajilite kırığı (FK) öyküsü vardı. FK öyküsü, hipertansiyon veya dislipidemi ile ilişkili bulunmadı; ancak geçirilmiş serebrovasküler olay öyküsü olan katılımcılarda daha sık gözlendi. TyG indeksi kemik ile ilişkili parametrelerle anlamlı bir ilişki göstermedi; buna karşılık METS-IR, femoral T-skoru ve femoral KMY ile anlamlı pozitif ilişki gösterdi. Ayrıca, METS-IR düzeyi daha yüksek olan bireylerde non-HDL kolesterol düzeyleri ve NHHR de daha yüksekti. Yaş, FK öyküsü için bağımsız bir belirleyici olarak saptandı. Sonuç: İleri yaştaki bireylerde İR belirteçleri ve AD, kemik sağlığı ile karmaşık ve doğrusal olmayan ilişkiler göstermektedir. Yaş kırık riski için birincil belirleyici olmaya devam ederken, METS-IR daha yüksek femoral kemik KMY ve femoral T-skoru ile anlamlı pozitif ilişki göstermiş; TyG indeksi için benzer bir ilişki saptanmamıştır. Bu bulgular, metabolik bozuklukların kemik sağlığı üzerindeki etkilerinin tek tip risk faktörleri olarak yorumlanmaması; yaş, vücut kompozisyonu ve metabolik durum gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.