OSTEOPOROTİK OMURGA KOMPRESYON KIRIKLARINDA TEK TARAFLI VE ÇİFT TARAFLI PERKÜTAN VERTEBROPLASTİ UYGULAMALARININ KLİNİK VE RADYOLOJİK SONUÇLARININ KARŞILAŞTIRILMASI

Levent Aydın, Buse Sarıgül, Tufan Agah Kartum, Gonca Gül Öndüç, Saime Ayça Şahin, Ali Fatih Ramazanoğlu

Batı Karadeniz Tıp Dergisi - 2026;10(1):157-163

Department of Neurosurgery, Medicana Beylikdüzü International Hospital, İstanbul, Türkiye

 

Amaç: Vertebra kompresyon kırıkları (VKK) , yaşlı popülasyonda ağrı ve fonksiyon kaybının en yaygın nedenlerinden biridir. Perkütan vertebroplasti (PVP), minimal invaziv ve kanıtlanmış bir tedavi yöntemidir; ancak optimal yaklaşımın (tek taraflı ve ya çift taraflı ) olması gerektiği halen tartışmalıdır. Bu çalışmanın amacı, ağrılı osteoporotik VKK'lerde tek taraflı ve çift taraflı PVP uygulamalarının klinik ve radyolojik sonuçlarını karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: 2014-2024 yılları arasında 203 hasta (73 erkek, 130 kadın; ort. yaş 65,3 +/- 8,9 yıl) ve toplam 309 vertebra düzeyi retrospektif olarak incelendi. Hastalara tek taraflı (n = 104) veya çift taraflı (n = 99) PVP uygulandı. Klinik değerlendirmede VAS ve Oswestry Disabilite İndeksi (ODI) kullanılırken, radyolojik sonuçlarda anterior vertebra yüksekliği restorasyonu ve segmental Cobb açısı düzelmesi değerlendirildi. Bulgular: Her iki yaklaşım da anlamlı ağrı azalması ve fonksiyonel iyileşme sağladı. Çift taraflı PVP, tek taraflı PVP'ye kıyasla daha düşük postoperatif VAS (1,9 vs 2,1; p = 0,040) ve ODI skorları (%23,1 vs %26,3; p = 0,02) ile sonuçlandı. Radyolojik olarak çift taraflı girişimler, daha yüksek anterior yükseklik restorasyonu (%25,8 vs %19,2; p = 0,001) ve daha fazla Cobb açısı düzelmesi (9,1 derece vs 6,4 derece; p = 0,001) sağladı. Sement kaçağı oranları her iki grupta benzerdi ve semptomatik komplikasyon görülmedi. Sonuç: Hem tek taraflı hem de çift taraflı PVP, osteoporotik VKK tedavisinde güvenli ve etkili yöntemlerdir. Çift taraflı PVP daha üstün radyolojik düzelme sağlarken, tek taraflı PVP daha az cerrahi yük nedeniyle avantajlıdır. Tedavi seçimi, hasta anatomisi ve prosedürel hedefler göz önünde bulundurularak bireyselleştirilmelidir.