Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

OTOİMMÜN HEPATİTTE IL-37+CD4+ YARDIMCI T HÜCRELERİNİN POTANSİYEL İMMÜNOMODÜLATÖR ROLÜ

Seyda TASCI, Lala IMATA, Narges BAGHERI, Gamze YESILAY, Sevinc KESER, Selma SENGIZ ERHAN, Kubra SEVGIN, Gulam HEKIMOGLU

Southern Clinics of Istanbul Eurasia - 2026;37(1):72-78

International School of Medicine, University of Health Sciences, Istanbul

 

Amaç: Otoimmün hepatit (AIH), kökeni bilinmeyen inflamasyonla kendini gösteren kronik bir karaciğer hastalığıdır. Kanda yüksek immünoglobulin G (IgG) ve otoantikor seviyeleri ile karakterizedir. Patolojik olarak AIH, özellikle plazma hücreleri olmak üzere inflamatuvar hücrelerin infiltrasyonu ve arayüz hepatiti belirtileri gösterir. İnterlökin (IL)-37 üreten belirli bir CD4+ yardımcı T hücresi tipinin otoimmün hastalıklardaki rolü belirlenmiştir. Ancak, AIH'deki rolleri henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Bu konuya ışık tutmak için çalışmamız, AIH hastalarının karaciğer biyopsilerinde IL-37 gen ve protein ekspresyonunu araştırmayı ve dokuda yerleşik IL-37 üreten yardımcı T hücrelerinin AIH gelişimindeki rolünü belirlemeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: AIH tanısı almış 20 hasta ve kontrol grubu olarak 17 sağlıklı bireyi içeren karşılaştırmalı bir çalışma yürüttük. IL-37 gen ekspresyonu, kantitatif gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (qRT -PCR) kullanılarak ölçüldü ve karaciğer dokusunda IL-37+CD4+ yardımcı T hücrelerini tanımlamak için immünofloresan çift boyama yapıldı. AIH hastalarında IL-37+CD4+ yardımcı T hücrelerinin toplam inflamatuar hücreler arasındaki oranı hesaplanarak sayımları yapıldı. Bulgular: Bulgularımız, AIH hastalarında IL-37+CD4+ yardımcı T hücrelerinin oranında anlamlı bir artış olduğunu ortaya koydu (p<0.05). Ek olarak, IL-37 gen ekspresyonu AIH hastalarında artmıştır (p<0.01). Daha da önemlisi, IL-37+CD4+ yardımcı T hücrelerinin oranı, portal inflamasyonun şiddeti ve Ishak skorlaması ile negatif korelasyon göstermiştir. Sonuç: IL-37 üreten yardımcı T hücrelerinin otoimmün hepatit için potansiyel tedavi hedefleri olabileceğini vurgulamaktadır. Kesin mekanizmalarını ve tedavi edici etkilerini aydınlatmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.