Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

OTTLA'YA VE AİLEYE MEKTUPLAR' DA KAFKA'NIN HASTALIK DENEYİMLERİ

Melike KARALİ, Tuncay ZORLU

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi - 2026;16(1):216-231

İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Bilim ve Teknoloji Tarihi Programı, İstanbul

 

Amaç: Çalışmanın amacı, Franz Kafka'nın 1909 -1924 yılları arasında kız kardeşi Ottla'ya ve ailesine yazdığı mektupları "hastanın bakış açısı" yaklaşımı çerçevesinde analiz etmek ve yazarın tüberküloz deneyimlerini açığa çıkarmaktır. Kafka'nın mektupları, Roy Porter'ın hasta merkezli tarih yazımı yaklaşımı doğrultusunda, hasta öznenin sesini görünür kılan birincil kaynaklar olarak değerlendirilmiştir. Yöntem: Kafka'nın kız kardeşi Ottla'ya ve ailesine yazdığı mektuplardan oluşan Ottla'ya ve Aileye Mektuplar adlı derleme kitap birincil kaynak olarak ele alınmıştır. Araştırmada nitel içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Kodlama süreci doğrudan verilerden hareketle yürütülmüş, elde edilen bulgular, tıp tarihinin kavramsal çerçevesi içinde yorumlanmıştır. Bulgular: Kafka'nın mektuplarının hastalık deneyimleri bağlamında analiz edildiği çalışmada, yazarın tüberküloz deneyimleri, doktorlara dair eleştirileri, tedavi yöntemlerine (arsenik kürü, kompres, inhalasyon, temiz hava) yaklaşımı, beslenme tercihleri (vejetaryenlik), uyku bozukluğu, bulaşıcılık algısı ve sanatoryum deneyimleri ortaya çıkarılmıştır. Sonuç: Franz Kafka'nın Ottla'ya ve ailesine yazdığı mektuplar, erken yirminci yüzyıl tıbbi uygulamaları, hasta -hekim ilişkileri, hastalık algısı ve sanatoryum yaşamına dair özgün veriler sunan birincil tarihsel kaynaklardır. Kafka, hastalığını gözlemleyen, yorumlayan ve anlamlandıran etkin bir özne olarak "hastanın bakış açısı" kavramını somutlaştırmıştır. Bu çalışma, hasta anlatılarının tıp tarihi bağlamındaki önemini açıklığa kavuşturmakta ve tıp tarihi yazımında bütüncül bir bakış açısı sağlanmasındaki merkezî rolünü ortaya koymaktadır. Böylelikle hasta anlatıları, resmî kayıtların sınırlarını aşıp öznenin sesini görünür kılarak tıp tarihini sosyal ve psikolojik boyutlarıyla kavranan çok katmanlı bir deneyim alanına dönüştürmektedir.