OVERİN GRANÜLOZA HÜCRELİ TÜMÖRLERİ: 58 OLGUNUN ANALİZİ

GÖKHAN TULUNAY, ERAY ÇALIŞKAN, NURETTİN BORAN, SERDAR YALVAÇ, FULYA KAYIKÇIOĞLU, AHMET ÖZFUTTU, M FARUK KÖSE

Gynecology Obstetrics & Reproductive Medicine - 2001;7(1):54-58

SSK Ankara Doğumevi Hast., Ankara

 

Bu çalışmada overin granüloza hücreli tümörü saptanan 58 olgunun analizi yapıldı. Hastaların analizinde Pearson ki-kare testi, Fisher'in exact testi, t-test, Lojistik regresyon analizi ve Kaplan-Meier yaşam analizi kullanıldı. Granüloza hücreli tümörler merkezimizde tanı alan over tümörlerinin %8.8' ini oluşturuyordu. Yaş ortalaması 50.3 ± 12.4 olan hasta grubumuzda en sık başvuru şikayeti anormal uterin kanama idi (%68.9). Üç endometriyum kanseri ve 23 endometriyal hiperplazi olmak üzere yirmialtı olguda aşırı estrojen üretiminin göstergesi kabul edilen bulgular vardı. İntraoperatif gözlemde makroskopik olarak overe sınırlı görülen ve daha sonra evre I olarak tanısı kesinleşen 25 olguya yapılan paraaortik lenf nodu disseksiyonlarının hiçbirinde tümör metastazına rastlanmadı. Evre I olguların dördünde (%8.3) evre I dışındaki ileri evre olguların ise ikisinde rekürrens izlendi. Hasta yaşı, menapozal durum, ilk cerrahi sonrası tedavi yaklaşımı (sadece izlem, radyoterapi, kemoterapi), paraaortik lenf nodu disseksiyonu, histolojik grup ve hastalık evresinin dahil edildiği lojistik regresyon analizinde sadece evrenin rekürrens riskini anlamlı olarak arttırdığı bulundu (OR: 2.4, CI: 1.07-5.3, p=0.03). Evre I olguların beş yıllık hastalıksız yaşam oranı %91 bulunurken, ileri evre olgularda bu oran %72 bulundu ( log rank:4, p=0.04). Hastalığa bağlı ölümler araştırıldığında evre I olgular için beş yıllık yaşam %100, ileri evre olgular için ise %72 olarak bulundu ( log rank: 8.2, p=0.004). Evre I olgularda primer cerrahi sonrası platin bazlı kemoterapi alan 24 olgu sadece izlenen olgularla karşılaştırıldığında, platin bazlı tedavi alan olgularda hesaplanan %85 beş yıllık hastalıksız yaşamın sadece izlenen olgulardaki %100' lük beş yıllık hastalıksız yaşamdan istatistiksel olarak farklı olmadığı bulundu (log rank: 2.5, p=0.1). Bu çalışmanın sonucunda evre I olgularda sadece bilateral salpingooferektominin yeterli olacağı, rekürren tümörü olan olguların agresif sitoredüktif cerrahiden yarar gördüğü sonucuna ulaşıldı. Evre I olgularda ise platin bazlı kemoterapinin rekürrens üzerine etkisinin saptanabilmesi için granüloza hücreli tümörler gibi yavaş büyüyen ve geç rekürrens gösteren tümörlerde on yıllık izlemlere ihtiyaç olduğu düşünüldü.