PALYATİF BAKIMDA HASTANEDE YATIŞ SÜRESİ VE TABURCULUK SONUÇLARIYLA İLİŞKİLİ FAKTÖRLER: RETROSPEKTİF BİR ÇALIŞMA

Fatma Sümeyra YALÇIN, Berna Erdoğmuş MERGEN

Family Practice and Palliative Care - 2026;11(3):207-214

Department of Family Medicine, Faculty of Medicine, Izmir Katip Celebi University, Izmir, Türkiye

 

Giriş: Bu çalışmada, Palyatif Bakım Merkezinde yatan hastaların klinik ve sosyodemografik özellikleri, yatış süresi ve prognoz ilişkisi araştırılması amaçlandı. Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya, 1 Kasım 2023 - 1 Kasım 2024 tarihleri arasında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Palyatif Bakım Merkezinde takip ve tedavi edilen 200 hasta dahil edilmiştir. Veriler Hastane Bilgi Yönetim Sistemi ve arşiv hasta kayıtlarından elde edilmiştir. Hastaların yatış nedenleri, demografik özellikleri, komorbiditeleri, beslenme durumları, bası yarası varlığı ve taburculuk sonuçları araştırmacılar tarafından oluşturulan bir forma kaydedilmiştir. Sürekli değişkenlerin dağılımı Shapiro-Wilk testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Hastanede yatış süresinin normal dağılım göstermemesi ve hastalar arasında belirgin değişkenlik göstermesi nedeniyle, ilgili grup karşılaştırmalarında non-parametrik istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Hastanede yatış süresi ve taburculuk sonucu ile bağımsız olarak ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla, sırasıyla çok değişkenli genelleştirilmiş doğrusal regresyon analizi ve ikili lojistik regresyon analizi uygulandı. Bulgular: Çalışmaya toplam 200 hasta dâhil edildi (%47,5 erkek, %52,5 kadın) ve hastaların ortanca yaşı 74 yıl (24-107 yaş aralığı), ortanca hastanede yatış süresi ise 16 gündü (2-205 gün aralığı). En sık başvuru nedeni yetersiz oral alımdı (%52), bunu genel durum bozukluğu (%44,5) izledi. En sık görülen üç komorbidite ise malignite (%60, n=120), hipertansiyon (%56,5, n=113) ve diabetes mellitus (%35,5, n=71) olarak belirlendi. Malignite erkek hastaların %59,17'sinde, kadın hastaların ise %40,83'sinde görüldü. Hastanede yatış süresini uzatan faktörler arasında antibiyotik kullanımı, enfeksiyon varlığı, nörodejeneratif hastalık ve bası yaraları yer alırken; malignite varlığı, genel durum bozukluğu nedeniyle başvuru ve parenteral beslenme daha kısa yatış süresi ile ilişkili bulundu. Taburculuk sonuçlarına bakıldığında, 76 hasta (%38) taburcu edildi, 67 hasta (%33,5) yoğun bakıma devredildi ve 57 hasta (%28,5) hayatını kaybetti. Taburculuk durumu ile anlamlı ilişki gösteren faktörler arasında malignite (p=0.002), genel durum bozukluğu nedeniyle başvuru (p=0.001), serebrovasküler hastalık varlığı (p=0.008), ilaç sayısındaki artış (p=0.001), beslenme türü (p=0.001) ve opioid kullanımı (p=0.001) yer almaktaydı. Çok değişkenli analizde, bası yarası durumu (p=0.008) ve beslenme durumu (p<0.001) hastanede yatış süresi ile bağımsız olarak ilişkili bulunmaya devam etti. Taburculuk sonucu açısından yaş, yatış sırasında ağrı, yatış sırasında bası yarası bakımı, ilaç sayısı, diabetes mellitus, serebrovasküler hastalık, opioid kullanımı ve genel olarak beslenme durumu, sonuç ile bağımsız olarak ilişkili bulundu (p<0.05). Sonuç: Yaşlı ve ileri evre kanser hastalarının sayısındaki artış, palyatif bakım merkezlerine olan gereksinimin de belirgin şekilde yükselmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda, hastaların ayrıntılı anamnezlerinin, semptom profillerinin, komorbiditelerinin, beslenme durumlarının, ağrı düzeylerinin ve bası yarası gibi klinik durumlarının yanı sıra prognostik faktörlerin sistematik biçimde kaydedilmesi, palyatif bakım sürecinde etkili ve hedefe yönelik yaklaşımların geliştirilmesine önemli ölçüde katkı sağlayabilir.