PALYATİF BAKIMDA SARKOPENİ VE HEMŞİRELİK BAKIMI

Seçil Gülhan GÜNER, Bahrican GÜVEN

Perspectives in Palliative & Home Care - 2026;5(2):230-236

Karadeniz Teknik Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü, İç Hastalıkları Hemşireliği, Trabzon, Türkiye

 

Giriş /Amaç: Palyatif bakım, yaşamı tehdit eden hastalıklara sahip bireyler ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan bütüncül bir sağlık hizmetidir. Ağrı ve diğer semptomların erken tanılanması ve yönetimini hedefleyen bu yaklaşım; fiziksel, psikolojik, sosyal ve spiritüel boyutları kapsamaktadır. Başlangıçta yalnızca kanser tanılı hastalara yönelik olarak geliştirilen palyatif bakım, günümüzde tüm kronik hastalıkları kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Sarkopeni, yaşlanma ile birlikte kas kütlesi, kas gücü ve fiziksel performansta ilerleyici azalma ile karakterize edilen, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir geriatrik sendromdur. Primer ve sekonder olarak sınıflandırılan sarkopenide, erken tanı ve multidisipliner yaklaşımlar düşme, fraktür ve mortalite riskinin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Direnç ve denge egzersizleri ile protein ve D vitamini desteği temel korunma ve tedavi stratejileri arasında yer almaktadır. Bu geleneksel derleme ile palyatif bakım hastalarında sarkopeni farkındalığını artırmayı ve hemşirelik girişimlerinin fonksiyonel kapasiteyi destekleyerek yaşam kalitesini geliştirmedeki rolünü vurgulamak amaçlanmaktadır. Sonuç: Palyatif bakım, semptom kontrolünün yanı sıra hastanın fiziksel bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumayı da hedeflemektedir. Sarkopeni, palyatif hastalarda fonksiyonel kaybı hızlandıran ve mortaliteyi artıran önemli bir risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. Bu derleme, sarkopeni yönetiminin palyatif bakımın temel bileşenlerinden biri olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Hemşireler, tarama araçları ve bireyselleştirilmiş egzersiz ile beslenme girişimleriyle bu sürecin merkezinde yer alabilir. Bu bağlamda, palyatif bakımda sarkopeni farkındalığının artırılması ve kanıta dayalı hemşirelik protokollerinin geliştirilmesi öncelikli bir gereklilik olarak görülmektedir.