Emre KARSLI, Baran CEVIZCI, Zeynep SIDDIKOGLU, Hayriye GONULLU, Ramazan SABIRLI
Anatolian Journal of Emergency Medicine - 2026;9(1):44-51
Amaç: Bu çalışmanın amacı, üçüncü basamak bir eğitim ve araştırma hastanesinde sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin pandemi öncesi, pandemi dönemi ve pandemi sonrası süreçlerdeki değişimini "Beyaz Kod" bildirimleri üzerinden incelemek ve özellikle acil servislerde görev yapan hekimlere yönelik şiddetin zaman içindeki seyrini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Retrospektif tanımlayıcı nitelikteki bu çalışmada, 1 Ocak 2017 - 31 Mayıs 2025 tarihleri arasında kaydedilen Beyaz Kod bildirimleri analiz edildi. Olaylar; şiddet türü, hedeflenen personel ve olay yeri açısından sınıflandırıldı. Hasta başvuru sayılarındaki değişkenliği kontrol etmek amacıyla şiddet insidansları 100.000 başvuruya normalize edildi. İstatistiksel analizlerde ki-kare testi, iki oran z-testi ve trend analizleri kullanıldı. Bulgular: Toplam 1.005 şiddet olayı bildirildi. Dönemler arasında vaka sayısı ve şiddet türlerinin dağılımı açısından anlamlı fark saptandı (p = 0,001). Sözel şiddet tüm dönemlerde en sık görülen tür olup pandemi sonrası dönemde en yüksek orana ulaştı (%84,8; p < 0,05). Hekimlere yönelik normalize edilmiş şiddet insidansı dönemler arasında anlamlı farklılık gösterirken (p < 0,001), hekim dışı personel için anlamlı bir fark saptanmadı (p = 0,230). Hekim/hekim dışı personel şiddet oranı pandemi sonrası dönemde sayısal olarak daha yüksek olmakla birlikte istatistiksel olarak anlamlı değildi (p = 0,079). Acil servis özelinde pandemi sonrası dönemde her iki personel grubuna yönelik şiddet insidanslarında anlamlı azalma gözlendi (p < 0,001). Yıllık trend analizleri, şiddetin 2017-2024 döneminde doğrusal ve sürdürülebilir bir azalma göstermediğini ortaya koydu (p > 0,05). Sonuç: Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, COVID-19 pandemisinden etkilenmiş ve pandemi sonrası dönemde de devam eden, çok faktörlü bir sorun olarak varlığını sürdürmüştür. Bulgular, şiddetin zamanla kendiliğinden ve doğrusal bir biçimde azalmadığını göstermekte; özellikle acil servislerde görev yapan hekimlere yönelik hedeflenmiş, sürdürülebilir önleyici stratejilerin gerekliliğine işaret etmektedir.