ERDEM UYSAL, TALHA AĞAÇ, RAMAZAN KONKAN
Klinik Psikiyatri Dergisi - 2025;28(1):49-58
GİRİŞ ve AMAÇ: Panik bozukluğu olan bireylerde depersonalizasyon/derealizasyon semptomlarının varlığının üstbilişsel farklılıklarla ilişkili olup olmadığını, bu bireylerin ataklar dışında dissosiyatif semptomlar yaşama sıklığını ve üstbilişler ile panik bozukluğu semptomlarının şiddeti arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Hasta grubuna SCID-5 uygulanarak DSM-V tanı kriterlerine göre Panik bozukluğu olan hasta grubu dahil edilmiştir. Komorbid psikiyatrik bozukluğu olanlar dışlanmıştır. Ardından hasta grubuna Panik Bozukluk Şiddet Ölçeği ve hem hasta hem kontrol grubuna Üstbilişler Ölçeği-30 ve Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği uygulanmıştır. Panik Bozukluğu Şiddet Ölçeği, Üstbilişler Ölçeği-30 ve Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği panik bozukluğunun şiddetini değerlendirmek, üstbilişsel işlevleri değerlendirmek ve dissosiyatif belirtileri taramak için kullanılmıştır. BULGULAR: Çalışmaya 58 Panik bozukluk hastası ve 61 sağlıklı gönüllü dahil edilmiştir. Panik bozukluğu olan hastalarda, Üstbilişler Ölçeği-30’da, özellikle düşünceleri kontrol etme ihtiyacı ile kontrol edilemezlik ve tehlike algısını ölçen alt ölçeklerde daha yüksek puanlar elde edilmiştir. Hastalar Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği’nin tüm ölçeklerinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar göstermiştir. depersonalizasyon/derealizasyon manisfestasyonu olan ve olmayan hasta grubu arasında Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği’nin depersonalizasyon/derealizasyon ve absorpsiyon alt ölçeklerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmiştir. TARTIŞMA ve SONUÇ: Panik bozukluğu olan hastalar üstbilişsel farklılıklar sergilemelerine rağmen, depersonalizasyon/derealizasyon olan ve olmayanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu durum, panik atakların başlamasından Bilişsel Dikkat Kilitlenmesi Sendromunun sorumlu olabileceğini düşündürmektedir. Bu hastalar daha şiddetli semptomlar sergileme eğilimindedir. Üstbilişsel terapinin kullanımı, geleneksel bilişsel davranışçı terapiye bir miktar daha az yanıt veren bu hastalar için faydalı olabilir.