PANKREAS VE PERİAMPULLER KANSER CERRAHİSİ: TEK MERKEZ DENEYİMİNDEN ELDE EDİLEN ERKEN SONUÇLAR VE KLİNİK ETKİLER

Hamza ÇINAR, Utku ÖZGEN

Doğu Karadeniz Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;5(2):127-147

Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, Denizli, Türkiye

 

Amaç: Pankreatikoduodenektomi (PD), pankreas başı ve periampuller maligniteler için halen standart cerrahi tedavi olarak kabul edilmektedir ancak bu işlem önemli ölçüde postoperatif morbidite ve mortalite ile ilişkilidir. Bu çalışmada, PD sonrası erken postoperatif sonuçlar ile komplikasyonlara ve mortaliteye ilişkin faktörler değerlendirilmiştir. Yöntem: Bu retrospektif, tek merkezli çalışmaya, Ocak 2024 ile Haziran 2026 tarihleri arasında pankreas başı veya periampuller maligniteler nedeniyle küratif PD'ye tabi tutulan 34 hasta dahil edilmiştir. Demografik, perioperatif, patolojik ve postoperatif veriler analiz edilmiştir. Klinik olarak anlamlı postoperatif pankreatik fistül (POPF), safra kaçağı, pankreatektomi sonrası kanama (PPH) ile 30 ve 90 günlük mortalite değerlendirilmiştir. Postoperatif sonuçlarla ilişkili faktörleri belirlemek için tek değişkenli analizler yapılmıştır. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 66.15 +/- 9.43 idi ve %64,7'si erkekti. En sık görülen histopatolojik tanı pankreas duktal adenokarsinomdu (%50,0). POPF, safra kaçağı, gecikmiş mide boşalması ve karın içi apse hastaların her birinde %17,6 oranında görülürken PPH ise %14,7 oranında gelişti. 30 günlük ve 90 günlük mortalite oranları sırasıyla %11,8 ve %14,7 idi. Düşük vücut kitle indeksi (VKİ), hem 30 günlük (p = 0.003) hem de 90 günlük mortalite (p = 0.002) ile anlamlı bir şekilde ilişkiliydi. Daha uzun ameliyat süresi (p = 0.038) ve tümör tipi (p = 0.044) 30 günlük mortalite ile ilişkiliyken, sert pankreas dokusu PPH ile anlamlı bir ilişki göstermiştir (p = 0.048). Ameliyat öncesi yapılan safra drenajı ile ameliyat sonrası sonuçlar arasında anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. Sonuçlar: PD, uzmanlaşmış merkezlerde kabul edilebilir erken dönem postoperatif sonuçlarla uygulanabilmektedir. Düşük VKİ, postoperatif mortalite ile anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuş olup, bu durum preoperatif nütrisyonel değerlendirmenin ve nütrisyonel durumun optimize edilmesinin önemini vurgulamaktadır. Bu bulguların doğrulanması için daha geniş örneklemli, prospektif ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.