İSMAİL BEYPİNAR, BERAY ÇOKER, HACER DEMİR, MÜKREMİN UYSAL
Journal of Anatolian Medical Research - 2023;8(2):22-25
Amaç: Trombositlerin tümör büyümesi ve metastatik yayılımdaki rolü, uzak vücut bölgelerinde trombüs oluşumu ve embolizasyon ile yayılan tümör fragmanlarının keşfinden sonra tanımlandı. Çoğu kanserin de trombositoz ile ilişkili olduğu bildirildi. Özellikle meme, akciğer, kolon, me, renal hücreli kanser ve jinekolojik kanserlerin trombositoz durumunda genel sağkalımı (OS) kısalttığı gösterildi.Bu çalışmada biliyer ve pankreas kanserlerinin trombosit düzeylerinin tanıya kadar geçen süredekeğişimeğerlendirilmeye çalışıldı. Gereç ve Yöntem: Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Anabilim Dalı’nın 2012-2018 yılları arasındaki pankreas kanserli hasta kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Tanıdan 6 ay veya daha önce tam kan sayımı olan hastalar çalışmaya dahil edildi.Tam kan sayımına ulaşılamayan, yeterlosya verisi olmayan veya takipleri olmayan hastalar ve ikinci bir kanseri olan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Bulgular: On yedi pankreas, 17 safra yolu ve 8 safra kesesi adenokarsinomundan oluşan çalışmaya tıbbi kayıtların eksiksiz olarak değerlendirilmesi sonucunda toplam 42 hasta dahil edildi. Ortalama (medyan) trombosit seviyeleri ön tanı ve tanı gruplarında sırasıyla 239000 (230000) ve 260000 (251000) i. Önceki kan testi ile tanı arasındaki ortalama süre 15.9 aydı. Tanı öncesi ve tanısal trombosit düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir fark vardı. (p=0.08) Tanıya kadar geçen süre ile trombosit düzeylerinin arttığı görüldü. Trombosit düzeyleri tanı anında ve tanı öncesi 400000 cut-off ile kategorize edildiğinde gruplar arasında anlamlı fark saptandı (p=0,04). Sonuç: Bu çalışmada pankreatikobiliyer tümör tanısı ile trombosit seviyelerinde yükselme saptadık. Trombosit seviyeleri bu durumun bir göstergesi olabilir, ancak normal aralıklarda değişiklik göstermesi tanısal değerini azaltmaktadır.