Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

PARKİNSON HASTALIĞINDA MİTOKONDRİYAL DİSFONKSİYONU HEDEFLEYEN İLAÇ YENİDEN KONUMLANDIRMA: NETWORK ANALİZİ VE IN SİLİCO MOLEKÜLER DOCKİNG ARACILI FBXO7 ODAKLI BİR YAKLAŞIM

DİLARA NEMUTLU SAMUR

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2025;51(2):295-303

 

FBXO7, mitofaji, proteazomal degradasyon ve sinaptik işlevlerde rol oynayan, Parkinson hastalığı (PH)’nda umut vadeden ancak yeterince araştırılmamış bir terapötik hedeftir. Parkinson hastalığında PH’de mitokondriyal disfonksiyonu hedef alan, FBXO7 merkezli bir ilaç yeniden konumlandırma yaklaşımının terapötik potansiyelini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, STRING veritabanı kullanılarak bir protein-protein etkileşim (PPI) ağı oluşturulmuş; ardından FBXO7 ile ilişkili temel biyolojik yolları belirlemek için Gen Ontolojisi (GO) ve KEGG zenginleştirme analizleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, seçilen klinik olarak onaylı ilaçların FBXO7’ye bağlanma afinitelerini değerlendirmek ve PH tedavisi için yeniden konumlandırılmaya uygun adayları belirlemek üzere SwissDock üzerinden AutoDock Vina algoritması kullanılarak in silico moleküler docking çalışmaları yapılmıştır. Docking analizi sonucunda FBXO7’ye yüksek bağlanma afinitesi gösteren çeşitli bileşikler tanımlanmıştır: florometolon (–6,367 kcal/mol), bendroflumetiyazid (–6,354 kcal/mol), lasofoksifen (–6,173 kcal/mol), penisilin V (–6,102 kcal/mol), hidromorfon (–6,067 kcal/mol) ve sefamandol (–6,036 kcal/mol). Bu ilaçlar, mitokondri işlevi, nöroinflamasyon ve hücresel stres yanıtlarıyla ilişkili biyolojik yollarla bağlantılı olup, PH’de hastalık modifiye edici ajanlar olma potansiyeline sahiptir. Ancak, hastalık progresyonunu kötüleştirme veya sistemik yan etkiler gibi sınırlılıklar doğrudan yeniden kullanımını kısıtlayabilir. Bu çalışma, FBXO7 ile yüksek bağlanma afinitesi gösteren klinik olarak onaylı çeşitli ilaçları ortaya koyarak, bunların PH’de mitokondriyal disfonksiyonu hedeflemek için potansiyel taşıdığını göstermektedir. Bazı bileşiklerin doğrudan kullanımıyla ilgili zorluklar bulunsa da, elde edilen moleküler etkileşim verileri mitokondri odaklı yeni tedavi stratejileri geliştirmek için değerli bilgiler sunmaktadır. Terapötik potansiyelin artırılması ve yan etkilerin azaltılması için ileri düzey deneysel doğrulama ve yapısal optimizasyon gereklidir; bu da PPH için yeni tedavi yaklaşımlarının önünü açabilir.