FATMA NAZLI DURMAZ, ÇELİK MÜGE KUZU, ÖZLEM AYKAÇ, SERHAT ÖZKAN
Osmangazi Tıp Dergisi - 2022;44(2):186-192
Parkinson hastalığında dopamin agonisti (DA) tedavisindeki en önemli zorluk, etkisinden daha ağır basabilen ve hatta tedavinin kesilmesine yol açabilen yan etkileridir. DA’lar için kesilme oranlarının bire bir karşılaştıran çalışmlar ise çok sınırlıdır. Parkinson hastalığı (PH) olan hastalarda pramipeksol ve ropinirol tedavilerinin kesilme sıklığını ve özelliklerini araştırmayı ve bunların kesilmesine ilişkin risk faktörlerini belirlemeyi amaçladık. DA tedavisi (pramipeksol veya ropinirol) uygulanan 329 hastanın verileri geriye dönük olarak belirlendi. İki DA grubu arasında demografik özellikler, hastalık süresi, levodopa eşdeğer dozu, dopamin agonist dozu, ilgili yan etkiler, DA tedavi süresi ve Hoehn ve Yahr (HY) ölçek skorları karşılaştırıldı. Olumsuz etkilere bağlı olarak DA’lerin kesilme oranı% 51,6 idi. Psikiyatrik yan etkiler (%14,3) tedaviyi bırakmanın en sık nedeniyken, dürtü kontrol bozuklukları (DKB) ve pedal ödemi diğer öne çıkan nedenlerdi. Pramipeksol grubunda HY evre 2 ve 3 olan hastalarda tedaviyi bırakma oranı daha yüksekti, yine başlangıç yaşı ve hastalık süresi arttıkça bıraka oranı artmaktaydı . Ropinirol grubunda DKB daha yüksek prevalansa sahipti. Gündüz uykululuk, kabızlık ve baş ağrısı gibi sık görülen yan etkiler DA’lerin kesilmesinin nedeni olarak bulunmadı; daha ziyade psikoz, dürtü kontrol bozukluğu ve pedal ödemi nedeniyle hastalar bu tedavileri çoğunlukla bırakmıştı. Hastaların yarısından fazlasında yan etkilerin tedavinin kesilmesine yol açması dikkat çekicidir.