Alkım Gizem Yılmaz SELİMOĞLU, Tuğhan UTKU, Zeynep FIRAT
Türk Yoğun Bakım Dergisi - 2026;24(1):11-20
Paroksismal sempatik hiperaktivite sendromu (PSH), travmatik beyin hasarı, inme, enfeksiyöz hastalıklar ve ensefalopatiyi içeren akut beyin hasarı ile ilişkili, nadiren teşhis edilen ve sempatik ve motor hiperaktivitenin (hipertansiyon, taşipne, hipertermi, diyaforez, distonik postür) döngüsel ataklarıyla sonuçlanan bir sendromdur. PSH'nin patofizyolojisine ilişkin bazı teoriler olsa da, ana mekanizma hala belirsizliğini korumaktadır. Bununla birlikte, PSH'nin çoğunlukla sempatik sinir sistemindeki uyarılmanın inhibisyonunun kaybından kaynaklanan otonom sinir sisteminin dengesiz bir aktivasyonundan kaynaklandığı kabul edilmektedir. PSH uzun yıllardır iyi bilinmesine rağmen, bu sendromun isimlendirilmesi ve tanımı konusunda yanlış anlaşılmalar mevcuttu. Klinik yönetime rehberlik etmeye yardımcı olmak için 2014 yılında "Paroksismal Sempatik Hiperaktivite ve iki farklı bileşenden oluşan bir tanı aracı olan PSH-Değerlendirme Ölçütü (PSH-AM)" terimi geliştirilmiştir. Bu bileşenler, tanısal olasılık aracı ve klinik özellikler ölçeğidir. Bu sendromu teşhis etmek için öncelikle diğer nörolojik sorunların dışlanması gerekir. Teşhis konulduktan sonra, bu sendromun ikincil beyin hasarını ve diğer olumsuz sonuçlarını tedavi etmek ve önlemek için hem farmakolojik (opioidler, B-blokerler, alfa2 agonistleri, benzodiazepinler, gabapentin ve kas gevşeticiler gibi) hem de farmakolojik olmayan bir yaklaşım birleştirilmelidir. Farmakolojik yaklaşım semptomların durdurulmasına, önlenmesine ve refrakter tedaviye odaklanır.