Sezai ÇİFTÇİ, Hadi NASROLLAHI, Bahar Maide KÖSEN
European Journal of Research in Dentistry - 2026;10(1):43-49
Amaç: Mevcut literatürde, bone lid yaklaşımının patolojik lezyonlarla ilişkili derin gömülü mandibular molar dişlerde kullanımına ilişkin klinik veriler sınırlıdır. Bu olgu serisinin amacı, bone lid yaklaşımının patolojik lezyonlarla ilişkili derin gömülü mandibular molar dişlerin cerrahi tedavisindeki klinik sonuçlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmaya, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (CBCT) ile derin gömülü olduğu doğrulanan ve mandibular molar dişlerle ilişkili patolojik lezyon tespit edilen üç hasta dahil edildi. Tüm hastalardan yazılı bilgilendirilmiş onam alındı. Tüm olgularda cerrahi tedavi bone lid yaklaşımı ile gerçekleştirildi. Patolojik lezyonlar cerrahi olarak enükle edildi ve ilişkili gömülü dişler aynı seansta çekildi. Postoperatif dönemde tüm hastalara 5 gün süreyle Antibiyotik (amoksilin 875 mg + klavulanik asit 125 mg, 12 saatte bir), analjezik (İbuprofen 600 mg 8 saate bir) ve %0,12 klorheksidin içeren antiseptik ağız gargarası (günde iki kez) reçete edilmiştir. Lezyonların kesin tanıları histopatolojik inceleme ile doğrulandı. Hastalar postoperatif dönemde 1. gün, 1. hafta, 1 ay, 3. ay, 6. ayda klinik ve radyolojik olarak takip edildi. Bulgular: İki hasta ağrı şikayeti ile başvururken, bir hastada herhangi bir semptom olmaksızın lezyon radyolojik inceleme sırasında tesadüfen saptanmıştır. Histopatolojik incelemeler sonucunda iki olguda dentigeröz kist, bir hastada ise Fokal semento-osseöz displazi (FSOD) tanısı konuldu. Takip süresince hiçbir hastada inferior alveolar sinir (İAS) hasarı, enfeksiyon, bukkal segment nekrozu ya da lezyon nüksü izlenmedi. Sonuç: Bone lid yaklaşımı, derin gömülü dişlerin ve ilişkili patolojik lezyonların tedavisinde yeterli cerrahi erişim sağlayan, kemik bütünlüğünü koruyan cerrahi bir seçenek olarak değerlendirilebilir.