Berçin TARLAN, Onur KONUK
Gazi Medical Journal - 2026;37(2):152-156
Amaç: Bu çalışmada üçüncü basamak sağlık merkezinde orbital selülit tanısıyla tedavi edilen pediatrik hastalarda klinik özelliklerin, cerrahi müdahale ve sistemik kortikosteroid kullanımını içeren tedavi yaklaşımlarının ve klinik sonuçların değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntemler: Ocak 2015 ile Ocak 2025 tarihleri arasında orbital selülit tanısı alarak tedavi edilen pediatrik hastaların (0-18 yaş) tıbbi kayıtları retrospektif olarak incelendi. Demografik veriler, klinik bulgular, laboratuvar sonuçları, görüntüleme özellikleri, mikrobiyolojik kültür sonuçları, tedavi yöntemleri (medikal, cerrahi ve kortikosteroid tedavisi) ve klinik sonuçlar analiz edildi. İstatistiksel analizler SPSS sürüm 26.0 kullanılarak gerçekleştirildi. Sürekli değişkenler ortalama +/- standart sapma veya medyan [çeyrekler arası aralık (IQR)] olarak, kategorik değişkenler ise sayı ve yüzde olarak ifade edildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p <= 0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya 58 hasta (58 göz) dahil edildi; bunların 26'sı (%44,8) kadın, 32'si (%55,2) erkekti. Ortalama yaş 7,1 +/- 4,52 yıl, medyan yaş ise 6,8 yıl (IQR: 2,6-12,2) idi. Otuz hasta (%51,7) yalnızca medikal tedavi ile izlenirken, 28 hastaya (%48,3) cerrahi müdahale uygulandı. Cerrahi grupta ortalama yaş, medikal gruba kıyasla anlamlı olarak daha yüksekti (9,3 +/- 6 vs. 6,5 +/- 4,4 yıl, p = 0,034). Subperiostal apse 30 hastada (%51,7) saptandı ve bunların 28'ine (%93,3) cerrahi drenaj uygulandı. Apseler en sık medial orbital duvarda (%73,3) lokalizeydi. Genel cerrahi müdahale oranı %48,3 idi. Ortalama hastanede kalış süresi cerrahi grupta medikal gruba göre anlamlı olarak daha uzundu (8,8 +/- 7,1 vs. 6,3 +/- 3,2 gün, p = 0,028). Sistemik kortikosteroid 24 hastaya (%41,4) uygulandı. Cerrahi uygulanan hastaların 20'si (%71,4) kortikosteroid tedavisi aldı. Kortikosteroid verilen ve verilmeyen cerrahi hastalar arasında hastanede kalış süresi açısından anlamlı fark saptanmadı (8,2 +/- 4,1 vs. 8,0 +/- 3,9 gün, p > 0,05). Lökosit düzeyleri her iki grupta da tedavi sonrası anlamlı olarak azaldı; ancak medikal ve cerrahi gruplar arasında tedavi öncesi ve sonrası lökosit sayıları açısından anlamlı fark bulunmadı (p > 0,05). Kültür pozitifliği cerrahi tedavi uygulanan 28 hastanın 11'inde (%39,3) saptandı. En sık izole edilen mikroorganizmalar Streptococcus pyogenes ve Streptococcus pneumoniae idi. Cerrahi uygulanan hastalarda ameliyat sonrası görme keskinliğinde anlamlı iyileşme gözlendi. Üç hastada (%5,2) komplikasyon gelişti: birinde osteomiyelit, ikisinde subdural ampiyem saptandı. Sonuç: Pediatrik orbital selülitte subperiostal apse varlığı ve ileri yaş, cerrahi müdahale gereksinimi ve daha uzun hastanede yatış süresi ile ilişkili bulundu. Lökosit sayısı tek başına tedavi yaklaşımını öngörmede güvenilir bir belirteç değildi. Sistemik kortikosteroid kullanımı, cerrahi uygulanan hastalarda hastanede kalış süresini anlamlı olarak azaltmadı. Optimal sonuçlar için üçüncü basamak merkezlerde multidisipliner yaklaşım önemini korumaktadır.