Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

PEDİATRİK SUPRAKONDİLER HUMERUS KIRIKLARINDA KIRIK HATTININ OLEKRANON FOSSAYA GÖRE POZİSYONU CERRAHİ ZORLUĞU VE SONUÇLARI ETKİLER Mİ?

Ercument EGELI, Ali TURGUT

Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(1):63-70

Department of Orthopaedics and Traumatology, Uşak University Faculty of Medicine, Uşak-Türkiye

 

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, pediatrik suprakondiler humerus kırıklarında (PSHK) kırık hattının olekranon fossaya göre seviyesinin, cerrahi zorluk, komplikasyon oranları ve radyolojik sonuçlar üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. GEREÇ VE YÖNTEM: PSHK tanısıyla cerrahi tedavi uygulanmış 822 olgu retrospektif olarak incelendi. Kırık hattının olekranon fossa apeksine konumuna göre hastalar iki gruba ayrıldı: Yüksek seviye (fossanın proksimalinde, n=163) ve düşük seviye (fossada veya distalinde, n=659). Yüksek seviye kırıklar, kırık hattı ile trans-epikondiler çizgi arasındaki açıya göre oblik (n=40) ve transvers (n=123) olarak sınıflandırıldı. Demografik veriler, kırık özellikleri, cerrahi parametreler, komplikasyonlar, radyografik bulgular ve revizyon oranları değerlendirildi. BULGULAR: Gruplar arasında demografik özellikler, kırık tarafı, açık-kapalı kırık durumu, nörovasküler yaralanma veya eşlik eden travma açısından anlamlı fark saptanmadı (p>0.1). Yüksek seviye kırıklar, düşük seviye kırıklara kıyasla anlamlı derecede daha instabildi, daha uzun cerrahi süreye sahipti ve daha fazla K-teli kortikal izi sergiledi (p<0.05). K-teli konfigürasyonu, sayısı ve çapı açısından anlamlı fark bulunmadı. Alt grup analizinde, oblik yüksek seviye kırıkların diverjan pin konfigürasyonuna daha sık ihtiyaç duyduğu ve transvers yüksek seviye kırıklara göre anlamlı derecede daha yüksek revizyon oranına sahip olduğu görüldü (sırasıyla, p=0.049 ve p=0.004). SONUÇ: Olekranon fossanın proksimalinde yer alan kırıklar, daha instabil olup teknik olarak daha zorludur; bu durum daha uzun ameliyat süresi ve daha fazla intraoperatif pinleme girişimine yol açmaktadır. Yüksek seviye kırıklar arasında oblik tipler, teknik güçlükler ve artmış revizyon oranı açısından özellikle risklidir. Bu bulgular, cerrahi planlamada fraktür morfolojisinin önemini vurgulamaktadır.