PELVİK ORGAN PROLAPSUSU CERRAHİSİNDE ÜÇÜNCÜ BASAMAK BİR MERKEZDE YAPILAN SAKROKOLPOPEKSİ İLE LATERAL SÜSPANSİYON TEKNİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Deniz TAŞKIRAN, Sadettin Oğuzhan TUTAR, Salih KOLSUZ, Öznur TOSUN

Hamidiye Medical Journal - 2026;7(3):165-171

Giresun University Faculty of Medicine, Department of Obstetrics and Gynecology, Giresun, Türkiye

 

Amaç: Pelvik organ prolapsusu (POP), özellikle ileri yaş kadınlarda sık görülen ve yaşam kalitesini düşüren klinik bir durumdur. Hastaların semptom ve şikayetlerine göre farklı tekniklerle hastalara uygun cerrahi yapılmaktadır. Vajinal, abdominal, laparatomik ya da laparoskopik cerrahi teknikler kullanılabilir. POP'da altın standart teknik olan laparotomik sakrokolpopeksi (L-SCP) ile son yıllarda popüler olan laparoskopoik lateral süspansiyon (LLS) yapılan hastalar karşılaştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: 2022-2024 yılları arasında üçüncü basamak bir hastanede gerçekleştirilen 186 POP cerrahi vakaları retrospektif olarak değerlendirildi. Yirmidört tane L-SCP ve 25 tane LLS cerrahi teknik olmak üzere iki gruba ayrıldı. Yaş, vücut kitle indeksi, operasyon süresi, postoperatif hastanede kalış süresi, perioperatif hemoglobin değişimi, postoperatif prolapsus evresi, nüks sayısı ve komplikasyon oranları karşılaştırıldı. Çalışmanın birincil sonucu olarak Pelvik Organ Prolapsusu Kantifikasyon sistemine göre objektif kür sağlama oranı değerlendirildi. Bulgular: Ortalama ameliyat süresi L-SCP grubunda LLS grubuna kıyasla anlamlı olarak daha uzundu. Hastanede yatış süresi ve perioperatif hemoglobin değişimi iki grup arasında benzerdi. Preoperatif POP-Q evre dağılımı gruplar arasında anlamlı farklılık gösterdi; Evre 4 prolapsus L-SCP grubunda, Evre 3 prolapsus ise LLS grubunda daha sık görüldü. Postoperatif 12. ayda POP-Q evre dağılımı iki grup arasında benzerdi ve anlamlı farklılık saptanmadı (p = 0,196). L-SCP grubunda bir common iliak ven yaralanması (%4,1), bir üreter yaralanması (%4,1) ve üç cerrahi alan enfeksiyonu (%12,5) görüldü. LLS grubunda ise iki mesane yaralanması (%8), bir üreter yaralanması (%4), iki mesh ile ilişkili inflamatuvar reaksiyon (%8) ve bir cerrahi alan enfeksiyonu (%4) gözlendi. Sonuç: L-SCP ve laparoskopik lateral süspansiyon kısa dönem anatomik sonuçlar ve nüks oranları açısından benzer gözlemsel sonuçlar göstermiştir. Bununla birlikte, cerrahi yaklaşım farklılığı ve gruplar arasındaki preoperatif prolapsus şiddeti eşitsizliği nedeniyle bu bulgular dikkatle yorumlanmalıdır. L-SCP daha uzun ameliyat süresi ve enfeksiyon riski ile ilişkiliyken, LLS farklı bir komplikasyon profili sergilemiştir. Bu nedenle cerrahi teknik seçimi, yöntemlerin mutlak üstünlüğü yerine hasta özellikleri ve cerrah deneyimi doğrultusunda bireyselleştirilmelidir.