PEPTİK ÜLSER PERFORASYONU NEDENİYLE CERRAHİ UYGULANAN HASTALARDA MORBİDİTE VE MORTALİTEYE YÖNELİK PREDİKTİF FAKTÖRLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Alper AYTEKIN, İbrahim Halil ÖZDEMİR, Latif YILMAZ, İlkay DOĞAN, Mustafa SABAK

Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(9):1028-1036

Department of General Surgery, Gaziantep University Faculty of Medicine, Gaziantep-Türkiye

 

AMAÇ: Peptik ülser perforasyonu (PÜP), mide içeriğinin periton boşluğuna sızması sonucu gelişen peritonit nedeniyle yüksek mortaliteye yol açabilen, yaşamı tehdit eden bir komplikasyondur. C-reaktif protein (CRP)/lenfosit oranı, nötrofil/lenfosit oranı (NLR) ve multi-enflamatuvar indeksler (MII) gibi sistemik enflamatuvar belirteçler, enflamasyonun şiddetini yansıtmaktadır. Bu çalışmada, CRP/lenfosit oranı, NLR, trombosit/lenfosit oranı (PLR), sistemik immün-enflamasyon indeksi (SII) ve MII'nin, PÜP nedeniyle cerrahi uygulanan hastalarda morbidite ve mortaliteyi öngörmedeki değerinin araştırılması amaçlandı. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu retrospektif çalışmaya, Ekim 2012-Ocak 2025 tarihleri arasında PÜP nedeniyle cerrahi uygulanan 319 hasta dahil edildi. Preoperatif enflamatuvar indeksler laboratuvar verilerinden hesaplanarak postoperatif komplikasyonlar, hastanede yatış süresi ve mortalite ile ilişkilendirildi. BULGULAR: Yüksek CRP/lenfosit oranı, PLR, MII-1, MII-2 ve MII-3 değerleri fatal sonuçlarla ilişkili bulundu (p<0.05). MII-2 ve MII-3 indeksleri, postoperatif komplikasyonları en iyi öngören ve en yüksek eğri altında kalan alan (AUC) değerlerine sahip parametrelerdi (AUC: 0.655 ve 0.661; sırasıyla) (p<0.001). İncelenen tüm belirteçler, hastanede yatış süresi uzamış olan hastalarda anlamlı düzeyde yüksek saptandı. Özellikle MII-2 indeksi ve CRP/lenfosit oranı, mortalite öngörüsünde dengeli duyarlılık ve yüksek özgüllük gösterdi (AUC: 0.780 ve 0.787; sırasıyla) (p<0.001). SONUÇ: MII-2 indeksi ve CRP/lenfosit oranı, PÜP hastalarında mortalite için güçlü prediktörlerdir; MII-2 ve MII-3 indeksleri ise komplikasyon öngörüsünde en etkili parametrelerdir. Klinik uygulamaya kolayca entegre edilebilen bu indekslerin kullanımı, risk sınıflandırmasını ve klinik karar verme süreçlerini geliştirebilir.