Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

PERİKARDİYAL EFÜZYON: ETYOLOJİ, TANI VE TEDAVİSİ

NURCAN BAŞAR, OSMAN TURAK, ÖZGÜL MALÇOK GÜREL, KUMRAL ÇAĞLI, FIRAT ÖZCAN, AYŞENUR EKİZLER, MUHAMMED CEBECİ, AHMET İŞLEYEN, İBRAHİM AKPINAR, ENİS GIRBOVİÇ, ADNAN YALÇINKAYA

Düzce Tıp Fakültesi Dergisi - 2012;14(2):23-27

Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği, Ankara

 

Amaç: Orta-büyük miktarda perikardiyal efüzyonlu olguların; etyoloji, tanı ve tedavi yöntemleri geriye dönük değerlendirildi. Hastalar ve Yöntem: Çalışmaya kliniğimizde perikardiyal efüzyonla takip edilen 104 hasta dahil edildi (54’ü erkek, 50’si kadın; ortalama yaş 53±18 yıl; dağılım 14-85 yıl). Hastaların klinik özellikleri, laboratuvar ve transtorasik ekokardiyografi bulguları kaydedildi. Perikardiyosentez işlemi tanısal ve/veya tedavi amaçlı olarak subksifoid yaklaşımla yapıldı ve perikardiyal sıvıda glikoz, total protein, kolesterol ve laktik dehidrogenaz düzeyi, adenozin deaminaz aktivitesi ve tüberküloz (tbc) polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) bakıldı, sitolojik ve mikrobiyolojik inceleme yapılarak, kültür sonuçları değerlendirildi. Bulgular: Transtorasik ekokardiyografi ile 70 hastada (%67,3) büyük, 34 hastada (%32,7) orta derecede perikardiyal sıvı saptandı. Perikardiyosentez uygulanan 46 hastanın 22’sinde (%47,8) perikardiyal sıvı eksuda, 24’ünde (%52,2) transuda özelliğindeydi. Etyolojik neden olarak en sık idyopatik perikardit bulunurken, diğer en sık etyolojik sebebler sırasıyla neoplazi, konjestif kalp yetmezliği ve tüberkülozdu. Sonuç: Perikardiyal efüzyonlarda etyolojinin saptanması klinisyenler için temel sorundur. Dikkatli alınan öykü, detaylı fizik muayene ve gerekli görülen hastalarda yapılan perikardiyosentez işlemi ile spesifik tanı konulmalı ve etyolojiye yönelik tedaviye hemen başlanmalıdır.