Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

PERİVASKÜLER (VİRCHOW–ROBİN) BOŞLUKLARI

OZAN TURAMANLAR, ENES KARA

Kastamonu Medical Journal - 2021;1(3):86-89

Afyonkarahisar Health Sciences University, Faculty of Medicine, Department of Anatomy, Afyonkarahisar, Turkey

 

Perivasküler boşluklar; Virchow-Robin Boşlukları adıyla da bilinen, başta beyindeki perforan arterler olmak üzere çeşitli organlardaki belirli kan damarlarını çevreleyen, immunolojik işleve sahip, pial çizgili, interstisyel sıvı dolu alanlardır. Dilate perivasküler boşluklar, üç tipe ayrılmışlardır. Bunlardan ilki arteria lenticulostriata üzerinde, ikincisi arteria medullaris segmentalis’in yolunu takip eden kortekste, üçüncüsü ise orta beyinde bulunmaktadır. Perivasküler boşluklar, MR görüntüleri (MRG)’nde dilatasyon alanları olarak saptanabilirler. Normal bir beyinde sınırlı sayıda perivasküler boşluk görülebilir olsa da bu boşluklardaki sayıca artış, çeşitli nörodejeneratif hastalıkların görülme sıklığı ile ilişkili bulunmuştur. Perivasküler boşlukların genişlemeye olan eğilimi hakkında farklı teoriler ortaya atılmıştır. Mevcut teoriler arasında beyin omurilik sıvısı atımına bağlı mekanik travma, penetran kan damarlarının uzaması, olağandışı vasküler geçirgenlik ve artmış sıvı eksüdasyonu yer almaktadır. Ayrıca yaşlanmayla beraber ortaya çıkan beyin dokusu atrofisinin; arterlerin büzüşmesine, arteryal duvar geçirgenliğinin değişmesine, lenfatik drenaj yollarının tıkanmasına ve vasküler demiyelinizasyona sebep olarak perivasküler boşlukların genişlemesine katkı sağladığı düşünülmektedir. Perivasküler boşlukların genişleme eğilimlerinin klinik açıdan öneminin, boyuttan çok şekil değişikliğine dayandığı varsayılmaktadır. Bu boşluklar en çok corpus callosum, gyrus cinguli, nucleus dentatus, substantia nigra gibi beyin bölgelerinde ve arteria lenticulostriata ile arteria mesencephalothalamica paramedialis olmak üzere çeşitli arteriyel havzalarda gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, MRG’de kesitler alındığında, perivasküler boşlukların mikrovasküler hastalıklar ve nörodejeneratif bazı değişikliklerle karıştırılması olasıdır. Ayrıca perivasküler boşluklar patolojik anlamı olmaksızın görülebilirler. Bu nedenle, radyolojik bulgularla klinik tablonun birlikte değerlendirilerek, etiyolojik ilişkinin araştırılması doğru olacaktır.