ADNAN ORHAN, MEHMET ARAL ATALAY, MEHPARE TÜFEKÇİ, IŞIL KASAPOĞLU, ORHAN GÖRÜKMEZ
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2019;45(1):59-65
Preeklampsi; hipertansiyon, proteinüri ve birçok klinik manifestasyon ile karakterize multisistem bir hastalıktır. Etyopatogenezi henüz tam olarak anlaşılamasa da azalmış plasental perfüzyonun genetik, immünolojik ve inflamatuar faktörlerden etkilendiği bilinmektedir. Preek-lampside artan hücresel immünitenin temel mediatörlerinden adenozin deaminaz (ADA), pürin nükleotidlerinin yıkımında yer alan ve Ade-nozin’in İnozin’e çevrimini katalizleyen bir enzimdir. Preeklampside hücresel immünitenin artmasına bağlı olarak ADA seviyelerindeki artış saptanmıştır. Bu çalışmanın amacı preeklamptik hastalarda ADA gen polimorfizmini değerlendirmektir. Çalışmaya 45 asemptomatik normal gebe ile 43 preeklampsili gebe alındı. Olgulardan alınan maternal plazma örneklerinden PCR-RFLP (Polymerase Chain Reaction- Restriction fragment length polymorphism) tekniği ile 20. kromozom uzun kolu üzerinde bulunan ADA geninin 8. kodon kısmındaki 22. nükleotidinin G (Guanin)’den A (Adenin)’e dönmesi ile karakterize gen polimorfizmi incelendi. Her iki gruptan elde edilen verilerin istatistiksel analizi Fisher exact test ve Ki-kare testleri ile yapıldı. Her iki grup arasında psikososyokültürel ve demografik özellikler açısından fark saptanmadı. Kontrol grubundaki adenozin deaminaz gen polimorfizmi oranı %8, 9 iken, preeklampsi grubundaki ADA gen polimorfizmi oranı %4, 5 olarak saptandı. Preeklampsi grubu ile kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmedi (p>0.05, Odds ratio: 0.9 [%95 confi-dence interval:0.485-1.693]). Çalışmanın sonucunda preeklamptik hastalardaki immünolojik patogenetik süreçlerin bir mediatörü olarak düşünülen ve pürin metabolizmasının en önemli enzimi olan adenozin deaminazı üreten ADA genindeki polimorfizmin, preeklamptik hasta-larda farklı olmadığı görülmüştür. Maternal plazma ADA düzeyleri ile ilgili yapılan birçok çalışma olmasına rağmen, literatürde preeklamp-tik hastalarda ADA gen polimorfizmini ilk defa araştıran bu çalışma ile, preeklampsinin patogenezini için yapılacak ileri dönem araştırmala-ra bir katkı sağlayabileceğimizi ümit ediyoruz.