Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

PREMATÜR OVERYAN YETMEZLİĞİ OLAN KADINLARIN YAŞADIKLARI SORUNLAR VE BAŞ ETME DENEYİMLERİ

Gülseren SALLIO, Pınar SERÇEKUŞ AK

Kadın Sağlığı Hemşireliği Dergisi - 2025;11(3):69-78

Pamukkale Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği, Denizli , Türkiye

 

Amaç: Araştırma, prematür overyan yetmezliği (POY) olan kadınların yaşadıkları sorunları ve baş etme deneyimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Bu çalışmada kalitatif yaklaşım kullanılmıştır. Çalışma grubunu, spontan prematür overyan yetmezliği (POY) tanısı almış, 18 -40 yaş aralığında bulunan, her hangi bir psikiyatrik tanısı olmayan ve araştırmaya katılmaya gönüllü 20 kadın oluşturmaktadır. Katılımcılar, amaca yönelik ö rnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Örnekleme dahil edilen kadınlara, POY tanısı olan bireylerin takip ettiği Instagram hesapları a racılığıyla ulaşılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Elde edilen verilerin çözümünde içe rik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların yaşları 24 ile 40 arasında deği şmekte olup, yaş ortalamaları 34,6'dır. Katılımcıların 13'ü lise mezunu, 12'si herhangi bir işte çalışmamaktadır. 14 katılımcı, maddi durumunu "gelir ve gider dengede" şeklinde ifade etmiştir. Katılımcıların 7'si çocuk sah ibidir ve 4'ünün ailesinde prematü r overyan yetmezliği öyküsü bulunmaktadır. Veriler üç ana tema altında toplanmıştır: Fiziksel ve psikolojik sorunlar, sosyal sorunlar, baş etme. Fiziksel ve psikolojik sorunlar, doğurganlığın kaybı ve erken menopoz olmak üzere iki kategoride ele alınmıştır . Sosyal sorunlar, sosyal izolasyon ve toplumsal baskı olmak üzere iki kategoride ele alınmıştır. Baş etme, baş etme davranışları, olumlu düşünme, sosyal destek, te davi, maneviyat olmak üzere beş kategoride ele alınmıştır. Sonuç: Prematür overyan yetmezliği tanısı almanın, kadınların sosyal yaşamlarını, kişiler arası ilişkilerini ve genel yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkilediğ i belirlenmiştir. Ancak yaşam tarzında yapılan değişiklikler, olumlu bir bakış açısının geliştirilmesi ve yeterli sosyal desteğ in sağlanması durumunda, bu olumsuz etkilerin azaltılabileceği ve yaşam kalitesinin artırılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.