VEDAT OKUTAN, YILMAZ YOZGAT, ASLI OYSUL, SERDAR ÜMİT SARICI, RIDVAN AKIN, MUSTAFA KORAY LENK
MN-Klinik Bilimler & Doktor - 2004;10(6):675-679
Primer kardiyak tümöre çocukluk çağında nadiren rastlanır. Fetal intrakardiyak tümör sıklığı ise %0.14 olarak bildirilmektedir. Burada tanısı prenatal dönemde konulan ve halen izlemi devam eden 15 aylık bir olguyu sunarak konuyu tartışmak istedik. 27 yaşındaki hamile intrauterin 34. haftada radyoloji uzmanı tarafından intrakardiyak kitle fark edilerek bölümümüze refere edildi. Fetal ekokardiyografi ile 27 mmx28 mm boyutunda, sol ventrikül kavitesi içinde, sol ventrikül arka duvarı ve interventriküler septumu tutan hiperekojen kitle lezyonu görüldü. Sol ventrikül girişinde hafif kısıtlılık ve pansistolik mitral yetersizliği mevcut idi. Aort ve pulmoner arter akımları ise normaldi. Postnatal dönemde izlemi devam eden hastanın halen kitle boyutunda bir küçülme olmayıp, sol ventrikül giriş ve çıkışı obstrükte olmamıştır. Hemodinamik olarak normal olması nedeniyle henüz cerrahi tedavi seçeneği düşünülmemiştir. Sekiz aylık iken gövdede iki adet depigmente leke görülmüş, 11 aylık iken afebril, kısa süreli, göz kırpma, geviş getirme, başını sallama şeklinde nöbetleri meydana gelmiş ancak beyin MRI normal bulunmuştur. Tuberoskleroz yönünden izlemi devam etmektedir. Gerek prenatal dönemde, gerekse çocukluk çağı boyunca rastlanan primer kardiyak tümörlerin büyük çoğunluğunun rabdomiyom olması ve spontan regresyon olasılığı bulunması nedeni ile bu olguların yönetiminde konservatif kalınmalıdır. Bizim olgumuzda da tümör henüz regrese olmamakla birlikte hemodinamik kötüleşme olmayıp, izlemine devam edilmektedir.