CELAL ODAĞ
Türk Psikiyatri Dergisi - 2004;15(4):317-325
Anne, en erken çocukluk döneminde çocuğun ikili ilişki nesnesidir; çocuğu ile birlikte ikili (diyadik) bir birim oluşturur. Baba, ödipal evrede bu 'ikiliye' katılır, böylece ikiliden üçlüye geçilmeye, ikili ilişkiler üçlü (triangular) ilişki özelliklerini kazanmaya başlar. Babanın preödipal evrede annenin yerini aldığı, annenin geride kalıp silikleştiği olgular bulunmaktadır. Kafka bu olguların ilginç bir örneğidir. Öte yandan Kafka'nın psikopatolojisi preödipal/ödipal/ergenlik evrelerinin birbirlerine bağlı ve ayrı oluş süreçlerinin daha derinden anlaşılmasını da kolaylaştırmaktadır. Ruhçözümsel bir yaklaşım, Kafka'da bu evreler ve ayrışma süreçlerinde şiddetli bozuklukların bulunduğunu ve bu bozuklukların bireysel kimliğin yapılanmasını da engellediğini ortaya çıkarmaktadır. Buna dayanarak bu yazıda, yapıtlarındaki aynılılık, süreklilik, özgüllük gibi özelliklerin Kafka'nın yazar kimliğinin dışavurumu olduğu varsayılmış ve yazar kimliği betimlenmiştir. Kafka'nın ideal benliği ile üstbenliğinin birbirinden ayrışmadığı, bu çalışmanın başka bir varsayımıdır. Suçluluk ve utanma duyguları ve korkuları, Kafka'da bu ruhsal birimlerin iç içe olduğu, birbirinden ayrışmadığı izlenimini vermektedir. Yazılarını okurken çekilen sıkıntı ve yaşanan ezinç bu ikilinin bir bütün oluşturduğunu göstermektedir. Ruhçözümleyiciler normal bir gelişimde ideal benlikle üstbenliğin birbirinden ayrıştığını, ayrı birimler olarak etkinliklerini sürdürdüklerini varsayıyorlar. Oysa Kafka'da üst/ideal benliği birbirlerinden, oğulun ideal benliğini ya da üstbenliğini babanınkilerden ayırmak güçtür.