Nurullah TURE, Osman PALA, Omer Faruk TEKIN, Mehmet VAROL
Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri Dergisi - 2026;31(1):100-107
Amaç: Presbilarinks, yaşa bağlı larengeal değişimlerin endoskopik yansımasıdır ve standart bir sınıflandırma sisteminin olmaması tanı ve tedavide belirsizliğe yol açmaktadır. Bu çalışmanın amacı, presbilarinksin morfolojik sınıflandırması ile hastaların sosyodemografik ve antropometrik özellikleri, öz-bildirim anketleri ve objektif akustik ses analizi parametreleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktı. Yöntemler: Bu prospektif kesitsel çalışmada, 60 yaş ve üzeri 172 katılımcıya rijit videolaringostroboskopi kullanılarak presbilarinks değişikliklerinin morfolojik değerlendirmesi yapıldı. Değerlendirmede, presbilarinksi sınıflandırmak için üç kademeli bir sistem kullanıldı: Tip 0 (normal), Tip 1 (atrofi/bowing) ve Tip 2 (atrofi ve glottik yetersizlik). Hastaların sosyodemografik özellikleri, vücut kitle indeksi (VKİ), Charlson Komorbidite İndeksi (CCI), Türkçe Voice Handicap Index-10 (T-VHI-10) skorları ve akustik parametreler (temel frekans (F0), jitter (%), shimmer (%), harmonik-gürültü oranı (HNR), düzgünleştirilmiş kepstral tepe belirginliği (CPPS) ve Akustik Ses Kalitesi İndeksi (AVQI-3.0)) analiz edildi. Bulgular: Presbilarinksin morfolojik tipleri (Tip 0, 1, 2) ile yaş, cinsiyet, VKİ, CCI ve T-VHI-10 skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadı (tüm karşılaştırmalar için p > 0,05). Objektif akustik analizde, Tip 2 morfoloji, Tip 1'e kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek Shimmer % (p=0,015), daha düşük CPPS (p=0,013) ve daha yüksek AVQI-3.0 (p=0,027) değerleri gösterdi. Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları, presbilarinksin morfolojik şiddetinin objektif akustik ses parametreleriyle güçlü biçimde ilişkili olduğunu, ancak hastaların öznel ses algısı veya genel antropometrik özellikleriyle doğrudan ilişkili olmadığını göstermektedir. Morfolojik ve akustik bulgular arasındaki bu tutarlılık, klinik değerlendirmede endoskopik muayenenin objektif ses analiziyle desteklenmesinin önemini vurgular. Gelecekteki çalışmalar, presbilarinksin etiyolojisini aydınlatmak için daha büyük örneklemler ve kas kütlesini doğrudan ölçen yöntemlerle (ör. DEXA, BIA) tasarlanmalıdır.