PRİMER SJÖGREN HASTALIĞINA BAĞLI İNTERSTİSYEL AKCİĞER HASTALIĞI OLAN HASTALARDA PAROTİS BEZİ ULTRASONOGRAFİK BULGULARI DAHA HAFİFTİR

Tahir Saygın ÖĞÜT, Mert ÜNAL, Funda ERBASAN, Mustafa Ender TERZİOĞLU, Veli YAZISIZ

Ulusal Romatoloji Dergisi - 2026;18(2):181-187

University of Health Sciences Türkiye, Antalya City Hospital, Clinic of Internal Medicine, Divison of Rheumatology, Antalya, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışmanın amacı, interstisyel akciğer hastalığı (İAH) olan Sjögren hastalığı (SH) hastalarda parotis bezi ultrasonografisi bulgularını değerlendirmek ve bu bulguları İAH olmayan SH hastaları ile karşılaştırmaktır. Yöntem: Bu tek merkezli, kesitsel çalışmaya SH'ye bağlı İAH tanısı olan 20 hasta ve İAH olmayan 110 SH hastası dahil edildi. Parotis bezi ultrasonografisi bulguları, Romatolojide Sonuç Ölçümleri (OMERACT) yarı-kantitatif skorlama sistemine (derece 0-3) göre değerlendirildi. Parotis bezi ultrasonografisi bulguları ile birlikte grupların klinik ve laboratuvar özellikleri karşılaştırıldı. Bulgular: Gruplar arasında ortalama yaş ve tanı yaşı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). Ancak erkek hasta oranı, İAH grubunda İAH olmayan gruba kıyasla anlamlı derecede daha yüksekti (%20,0 vs. %1,9; p=0,005). Birincil sonuçlar açısından, SH'ye bağlı İAH olan hastalarda parotis bezi ultrasonografisi skorlarının daha hafif olduğu görüldü. Her iki parotis bezinde toplam OMERACT skoru >=2 olan hasta oranı, İAH grubunda İAH olmayan gruba göre anlamlı olarak daha düşüktü (%65,0 vs. %84,5; p=0,03). İkincil bir bulgu olarak, tanı anında İAH grubundaki hastaların %70'inde (n=14) baskın semptomların pulmoner tutulum ile ilişkili olduğu, yalnızca %30'unda ise kuruluk (sikka) semptomlarının ön planda olduğu saptandı. Sonuç: Bu çalışma, SH'ye bağlı İAH'si olan hastaların sikka semptomlarından ziyade pulmoner semptomlarla daha sık başvurduğunu ve parotis bezi ultrasonografik tutulumunun daha hafif olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, SH'ye bağlı İAH'nin nispeten düşük dereceli parotis bezi ultrasonografik değişiklikleri ile karakterize ayrı bir klinik alt grup olabileceğini düşündürmektedir.