HIDIR ESME
Cerrahi Sanatlar Dergisi - 2021;14(2):77-81
Pnömotoraks, plevral boşlukta hava toplanmasıdır. Pnömotoraks spontan, travmatik veya iyatrojenik olabilir. Primer spontan pnömotoraks çoğunlukla akciğer apeksinde yer alan subplevral amfizematöz büllerin rüptürüne bağlı olarak ortaya çıkar. Genellikle 40 yaşından küçük, uzun boylu ve sağlıklı erkek bireylerde ortaya çıkar. Primer spontan pnömotoraks ilk atak sonrası %20 30, ikinci atak sonrası %50, üçüncü atak sonrası %80 nüks oranına sahiptir. İkinci atak sonrası yüksek nüks oranını azaltmak için cerrahi bir tedavi seçeneği olarak sunulmaktadır. Tek başına endoskopik stepler ile büllektomi veya kama rezeksiyon yapılan hastalarda nüksün %10 ile 20 arasında olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle cerrahi sonrası nüks oranını azaltmak için çeşitli plevral plörodezis yöntemleri bül rezeksiyonuna ilave olarak uygulanmaktadır. Mekanik plörodeziste, paryetal plevranın mekanik abrazyonu veya paryetal plevranın total veya kısmen çıkarılmasıyla, viseral ve paryetal plevra arasında yapışma sağlanmaktadır. Kimyasal plörodeziste ise kimyasal ajanlarla plevralarda irritasyon oluşturularak visseral plevranın paryetal plevraya yapışması sağlanmaktadır. Plöredezin ilave edildiği olgularda nüks oranının %1.7 ile 2.8 arasında olduğu bildirilmiştir. Video yardımlı torakoskopik cerrahi ile yapılan plörektomi, plevral mekanik veya kimyasal abrazyon yöntemlerinden hangisinin nüksün önlenmesinde üstün olup olmadığı halen tartışma konusudur. Bu yazıda primer spontan pnömotoraksın cerrahi tedavisinde plörodezis yöntemlerinin avantaj ve dezavantajlarını literatür eşliğinde tartışmayı amaçladık.