NİLUFER BİCAKCİ
İstanbul Kuzey Klinikleri Dergisi - 2022;9(4):337-346
AMAÇ: Primeri bilinmeyen tümörler (PBT), metastatik odaktan doku tanısı alınarak histopatolojik olarak kanser tanısı konmuş, ancak rutin görüntüleme yöntemleri ile primer odağın yerleşiminin saptanamadığı hastalık grubunu içermektedir. Pek çok çalışmada, primer tümörün tespitinde, F-18 florodeoksiglukoz (FDG) positron emisyon tomografi / bilgisayarlı tomografinin (PET/BT) diğer görüntüleme yöntemlerine göre sensitivitesinin daha yüksek olduğu rapor edilmiştir. Yöntem: Kasım 2009 ile Ocak 2020 tarihleri arasında, nükleer tıp kliniğimize primeri bilinmeyen tümör tanısı ile refere edilen hastaların nükleer tıp görüntüleme verileri retrospektif olarak tarandı. Çalışmaya yüz elli beş hasta (96’sı erkek, 59’u kadın) dahil edildi. Hastaların sağkalım oranları Kaplan-Meier ve log-rank istatistik analizi ile değerlendirildi. BULGULAR: Yüz elli beş hastanın 64’ünde (%41) primer tümör F-18 FDG PET/BT ile doğru olarak tespit edildi (gerçek pozitif). F-18 FDG PET/BT sonuçları, lokal hastalığa sahip olan 14 (%9) hastada primer tümör lokalizasyonunu belirlemede negatifti (yanlış negatif). Yüz elli beş hastanın 66’sında (%42,5) gerçek negatif sonuç, 11’inde (%7) yanlış pozitif sonuç saptandı. Primer tümör saptanmasında duyarlılık %82, özgüllük %86 ve doğruluk %84 olarak hesaplandı. Malign lezyonun SUVmaks değeri ortalama 8,9 idi (3,6-26,1 aralığında). Kaplan-Meier sağkalım analizi ile bölgesel hastalığı olanların 1 yıllık sağkalım oranı %37,3, yaygın metastatik hastalığı olanların 1 yıllık sağkalım oranı %16 olarak hesaplandı. SONUÇ: PBT’ li hastalarda tüm vücut F-18 FDG PET/BT primer tümörün saptanmasında yararlı bir yöntemdir. Aynı zamanda hastalığın yaygınlığını da göstererek, prognozun değerlendirilmesine katkı sağlamaktadır. (NCI-2021-10-8/R1)