HÜLYA TOSUN YILDIRIM, NİLAY ŞENTÜRK
Türk Patoloji Dergisi - 2012;28(2):128-133
Amaç: Prostat adenokarsinomu, gelişmiş ülkelerde erkeklerde, kansere bağlı ölümler sıralamasında, akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer almaktadır. Günümüzde prostat karsinomlarında tanımlanan prognostik faktörler içinde preoperatif serum prostat spesifik antijen değeri, TNM sistemi esas alınarak evreleme, histopatolojik derece ve cerrahi sınırlar klinik olarak hasta takibinde en önemli ve yararlı parametreleri oluşturmaktadır. Bununla birlikte, prostat adenokarsinomlarıyla ilgili çalışmalarda kullanılan belirteçlerin hiçbirisi, klinik uygulamaya geçirilememiştir. Onkofetal bir protein olan insülin benzeri büyüme faktörü II, mesane ve böbrek tümörlerini içeren birçok organda yapılan çalışmada, agresif gidişli tümörlerle ilişkili bulunmuştur. Çalışmada amacımız, benign prostatik glandlar, yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi ve prostat adenokarsinomlarında insülin benzeri büyüme faktörü II ekspresyon farkını değerlendirerek, prostat adenokarsinomlarının patogenezinde insülin benzeri büyüme faktörü II’nin rolünü aydınlatmaya çalışmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada 70 prostat adenokarsinomu tanılı olgu yer aldı. Her olguda tümör alanı ve buna eşlik eden yüksek dereceli PIN alanları ile benign glandüler yapılar, immünohistokimyasal olarak insülin benzeri büyüme faktörü II ekspresyonu açısından değerlendirildi. Bulgular: Çalışmada yer alan 70 prostat adenokarsinom olgusunda ve bunlarda tümöre eşlik eden yüksek dereceli PIN alanları ile benign glandüler yapılarda insülin benzeri büyüme faktörü II ekspresyonu saptanmadı. Sonuç: Olgu sayımız sınırlı olmakla birlikte elde ettiğimiz bulgular, İnsülin benzeri büyüme faktörü II proteinin prostat adenokarsinomlarının patogenezinde yer almadığını ve insülin benzeri büyüme faktörü II ekspresyon durumunun prostat adenokarsinomlarında tanısal amaçlı kullanılamayacağını göstermektedir.