PROTEİNÜRİ, BEYİN OMURİLİK SIVISI PROTEİN DÜZEYİ VE PERİNATAL SONUÇLAR: PROSPEKTİF KONTROLLÜ ÇALIŞMA

Arif Caner ERDOĞAN, Fatih AKKUŞ, Huriye EZVECİ, Kazım GEZGİNÇ, Ruhiye REİSLİ

Genel Tıp Dergisi - 2026;36(2026):1-6

Department of Obstetrics and Gynecology, Dr. Ali Kemal Belviranlı Obstetrics, Gynecology and Pediatric Diseases Hospital, Konya, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışmanın amacı, proteinürisi olan ve olmayan gebelerde beyin omurilik sıvısı protein düzeylerini karşılaştırmak ve bu parametrelerin maternal ve neonatal sonuçlarla ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Çalışma prospektif kontrollü olup spinal anestezi ile sezaryen yapılan 61 gebe dahil edildi. Katılımcılar proteinüri varlığına göre proteinürili ve proteinürisiz gruplara ayrıldı. Spot idrar örnekleri ile idrardaki protein düzeyi belirlendi, beyin omurilik sıvısı örneklerinde total protein ölçüldü. Maternal demografik ve obstetrik verileri yenidoğan sonuçları ile kaydedildi. Bulgular: Proteinüri ile beyin omurilik sıvısı protein değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon izlenmedi (r = -0,014, p = 0,912). Spot idrardaki protein/ kreatinin oranının 1.26 kesme noktasında yenidoğan yoğun bakım yatışını pozitif prediktif değer %88,89 ve negatif prediktif değer %82.69 ile öngörmüştür. Spot idrardaki proteinüri saptanan gebelerde fetal büyüme kısıtlılığı görülme riski 3.9 kata kadar artmıştır (p = 0,024), yenidoğan yatışı gerektiren hasta sayısı ile proteinürisi olan gebelerde spot idrardaki protein değerleri arasında anlamlı bir korelasyon bulundu (r = 0,468, p = 0,001). Proteinüri pozitif olan hastaların %23,3'ünde preeklampsi (p = 0,004) ve %16,7'sinde fetal büyüme kısıtlılığı (p = 0,018) izlenmiştir. Sonuç: Spot idrarda bakılan proteinüri ile beyin omurilik sıvısı proteini arasında korelasyon yoktur. Beyin omurilik sıvısı protein düzeyleri ile perinatal sonuçlar arasında anlamlı ilişki bulunmasa da, proteinüri preeklampsi, fetal büyüme kısıtlılığı ve yenidoğan yoğun bakım gereksinimini öngörmede güçlü bir belirteçtir.