Sare Aydın, Burcu Eser, İlker Güneysu
International Journal of Tokat Medical Sciences - 2026;18(1):1-8
Amaç: Psikiyatrik hastalıkların kardiyovasküler hastalıklar (KVH) için bağımsız bir risk faktörü olduğu ve bu iki durum arasında çift yönlü bir ilişki bulunduğu bilinmektedir. Trigliserit/HDL kolesterol oranının logaritması alınarak hesaplanan Aterojenik Plazma İndeksi (API), KVH riskini belirlemede önemli bir biyobelirteç olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, psikiyatri kliniğinde yatan hastaların API seviyelerini incelemek ve psikiyatrik tanı, yaş, cinsiyet ve hastanede yatış süresine göre karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya, 01.01.2023 - 01.01.2025 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin psikiyatri kliniğinde yatarak tedavi gören hastalar dahil edilmiştir. Hastaların yaş, cinsiyet, DSM-5'e göre psikiyatrik tanıları, yatış süreleri ve lipid profillerine ilişkin veriler tıbbi kayıtlarından elde edilmiştir. Hastalar iki gruba ayrılmıştır: psikotik bozukluklar (şizofreni, şizoaffektif bozukluk, psikotik bipolar bozukluk) ve nevrotik bozukluklar (majör depresif bozukluk, anksiyete bozuklukları, obsesif-kompulsif bozukluk, travma ilişkili bozukluklar). API değerleri, bağımsız örneklem t-testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Bulgular: Psikotik ve nevrotik bozukluğu olan hastalar arasında API seviyeleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Yaş grupları (18-40 ve 41+ yaş) ve hastanede yatış süresi (<=30 gün, >=31 gün) açısından da AİP seviyeleri benzer bulunmuştur (p > 0.05). Cinsiyet açısından ise erkeklerde AİP seviyeleri kadınlara göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p <0,05). Sonuç: Çalışmamızda, psikiyatrik hastalıklara sahip bireylerde API seviyelerinin psikotik ve nevrotik bozukluklar arasında farklılık göstermediği, ancak erkeklerde daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgular, psikiyatrik hastalıkların KVH risk profili ile ilişkisini daha iyi anlamak için ileri araştırmalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir. API'nin psikiyatrik hastalar arasında KVH riskinin belirlenmesinde potansiyel bir biyobelirteç olarak değerlendirilmesi önemlidir.