REGMATOJENÖZ RETİNA DEKOLMANINDA PARS PLANA VİTREKTOMİ SONRASI GÖRSEL VE ANATOMİK SONUÇLARI ETKİLEYEN KLİNİK VE CERRAHİ ÖNGÖRDÜRÜCÜLER

Guzide AKCAY, Ulviye KIVRAK, Isil KUTLUTURK KARAGOZ, Ezgi TANYERI KILINC, Kezban BULUT, Dilber CELIK YAPRAK, Hatice Selen KANAR

Southern Clinics of Istanbul Eurasia - 2026;37(2):173-178

Department of Ophthalmology, University of Health Sciences, Kartal Dr. Lütfi Kırdar City Hospital, Istanbul, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışmanın amacı, regmatojenöz retina dekolmanı (RRD) nedeniyle pars plana vitrektomi (PPV) uygulanan hastalarda görsel sonuçları ve nüks oranlarını etkileyen klinik ve cerrahi faktörleri araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya, Türkiye'de üçüncü basamak bir merkezde 2022-2024 yılları arasında RRD nedeniyle PPV uygulanan 226 hasta dâhil edildi. Hastaların demografik özellikleri, semptom süresi, maküla durumu, proliferatif vitreoretinopati (PVR) varlığı, kullanılan tamponad tipi, ameliyat öncesi ve sonrası en iyi düzeltilmiş görme keskinliği (EDGK), göz içi basıncı (GİB) ve retina dekolmanı nüks oranları analiz edildi. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 57.9+/-14.4 yıl olup, %67.7'si erkekti. Olguların %76.5'i maküla-off, %25.7'sinde PVR mevcuttu. Ortalama EDGK, 1.8+/-0.7 logMAR'dan 1.0+/-0.6 logMAR'a anlamlı düzeyde iyileşti (p<0.001) ve ameliyat öncesi EDGK, ameliyat sonrası EDGK'nın bağımsız bir öngördürücüsü olarak saptandı (beta=0.185; p=0.003). Görsel iyileşme, maküla-off durumunda (p=0.044) ve preoperatif PVR varlığında (p=0.046) daha kötü; erken cerrahi (<7 gün; p=0.030) ve C3F8 tamponadı kullanılan olgularda ise daha iyi bulundu (p=0.043). Kombine katarakt cerrahisinin görsel sonuçlar üzerine anlamlı etkisi izlenmedi (p=0.917). Ortalama GİB'de hafif bir artış gözlendi (13.9+/-3.9'dan 15.3+/-3.9 mmHg'ya; p<0.001); hastaların %17.3'ünde antiglokomatöz tedavi gereksinimi ortaya çıktı ve bu durum silikon yağı tamponadı ile daha sık ilişkiliydi (p=0.023). Ancak GİB artışı nihai EDGK'yı etkilemedi (p=0.917). RRD nüksü %18.6 oranında görüldü ve PVR varlığında anlamlı olarak daha yüksekti (%39.7'ye karşı %11.3; p<0.01). Çok değişkenli analizde PVR, nüks için tek bağımsız öngördürücü olarak belirlendi (OR=3.44; p=0.023). Nüks oranı C3F8 tamponadı kullanılan hastalarda silikon yağına kıyasla daha düşüktü (%11.1'e karşı %24.1; p=0.026). Sonuç: Bu bulgular, maküla bütünlüğünün korunmasının, cerrahi gecikmenin en aza indirilmesinin ve PVR'nin hem fonksiyonel iyileşme hem de nüks açısından temel bir belirleyici olarak tanınmasının, RRD için PPV sonrası sonuçların optimize edilmesinde kritik öneme sahip olduğunu göstermektedir.