Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

REKÜRREN ENDOMETRİYUM KANSERİNDE KLİNİK VE PATOLOJİK ÖZELLİKLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

ELİF ILTAR, FATMA CEREN GÜNER, MÜGE ATEŞ TIKIZ, SELEN DOGAN, AYKUT TUNCER, TAYUP ŞİMŞEK

Türk Jinekolojik Onkoloji Dergisi - 2025;25(2):47-55

 

Amaç: Bu çalışmanın amacı, rekürren (nüks) endometrial kanserli hastaların klinik ve patolojik özelliklerini değerlendirmektir. Yöntemler: Bu retrospektif gözlemsel çalışmada, Ocak 2014 ile Aralık 2024 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi edilen 475 endometrial kanser vakası arasından histolojik veya radyolojik olarak nüks tanısı konulan 52 hasta değerlendirilmiştir. Demografik veriler, histolojik alt tipler, moleküler belirteçler, nüks bölgeleri ve klinik başvuru şekli hasta kayıtlarından elde edilmiştir. Bulgular: Nüks oranı %10.9 (52/475) olarak hesaplanmıştır. Tanı anındaki ortalama yaş 63.2 ± 10.1 yıl, nüks anındaki ortalama yaş ise 65.0 ± 9.7 yıldır. Nükslerin %53.8’i semptomatik, %46.2’si ise asemptomatik olarak tespit edilmiştir. En sık nüks bölgesi vajinal kaf (%23.1) olup, bunu yaygın intraabdominal nüks ve akciğer metastazları (%13.5’er) takip etmiştir. En yaygın histolojik alt tip endometrioid adenokarsinom (%46.2) olsa da, non-endometrioid tipler toplu olarak vakaların %50’sinden fazlasını oluşturmuştur. Hastaların %64.4’ünde belirgin LVSI, test yapılanların %50’sinde ise P53 mutasyonu saptanmıştır. Hastaların %19.2’sinde peritoneal sitoloji pozitifliği, %15.4’ünde ise omentum metastazı mevcuttu. Lokal (vajinal) ve uzak (pulmoner) nüksler karşılaştırıldığında, yaş, semptomatoloji ve moleküler profiller açısından belirgin farklılıklar gözlenmiştir. Sonuç: Bulgularımız; ileri yaş, non-endometrioid histoloji, pozitif peritoneal sitoloji, belirgin LVSI varlığı ve P53 mutasyonu gibi moleküler değişikliklerin endometrial kanser nüksü ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Nükslerin yaklaşık yarısının asemptomatik olması, yapılandırılmış ve düzenli takip protokollerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.