Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

RELAPSİNG REMİTTİNG MULTİPL SKLEROZ HASTALARINDA EKSTRAKRANİYAL VE İNTRAKRANİYAL VENÖZ YAPILARIN DOOPLER SONOGRAFİ, KRANİYAL MR VENOGRAFİ VE SELEKTİF VENOGRAFİ İLE DEĞERLENDİRİLMESİ VE SAĞLIKLI KONTROLLER İLE KARŞILAŞTIRILMASI

EMİNE KAYGILI ÖKSÜZ, ÖMER FARUK TURAN, ÖZLEM TAŞKAPILIOĞLU, BAHATTİN HAKYEMEZ, AYLİN BİCAN DEMİR

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2020;46(2):169-176

Mersin İl Sağlık Müdürlüğü, Mersin.

 

Son yıllarda Multipl skleroz (MS) etyolojisinde, internal juguler ven (IJV) ve/veya azigos venlerde venöz drenaj bozukluğu olarak tanımla-nan kronik serebrospinal venöz yetmezliğin (KSSVY) etkili olduğu ileri sürülmektedir. Bu teori, MS etyopatogenezinde etkili olduğu düşü-nülen otoimmün teoriyi toptan yadsıması nedeni ile ciddi tartışmalar başlatmıştır. Bu teori ile, MS etyopatogenezine farklı açılardan bakılma-sı nedeniyle ilgi çekmiş ve bununla ilgili birçok çalışma başlatılmıştır. Çalışmamızda Doppler sonografi (DS), kranial MR venografi (MRV) ve selektif venografi (SV) ile MS hastalarında KSSVY’nin varlığının tespiti, ekstrakraniyal-intrakraniyal venöz yapıların yapısal- fonksiyo-nel açıdan incelenmesi, sağlıklı kişilerle karşılaştırılması amaçlanmıştır. 25 Relapsing Remitting MS hastasına DS, SV ve kraniyal MRV yapılırken, 20 sağlıklı kişiye kraniyal MR venografi ve Doppler sonografi yapıldı. Hastalarda DS’ de reflü varlığı açısından kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı idi (p<0,05 P=0,001). Kraniyal MRV’ de intrakraniyal venlerde morfolojik açıdan hasta ve sağlıklı grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Selektif venografide hastaların %72’sinde sağ IJV’de, %76’sında sol IJV’de, %12’sinde azigos vende %50 ve üzeri darlık saptanırken; hastaların %60 da sağ IJV de, %48 inde sol IJV de ve %16 sında ise azigos vende %75 ve üzeri darlık izlendi. Hastaların %44’ünde azigos vende anomali izlendi. Çalışmamızdaki MS hastalarında KSSVY görülme oranı %76 idi. Saptamış olduğumuz yüksek orandaki kolateral dolaşım varlığı, hastalarda saptadığımız reflünün bir göstergesi olabilir. Kontrol grubuna etik kurul selekktif selektif venografiye izin vermediği için normalde nasıl olduğunu bilmiyoruz. Bu çalışmada sınırlı sayıda hasta grubunda bu teoriyi destekleyecek darlık bazı hastalarda gösterilmiştir. KSSVY’liğin MS hastasına özgü bir patoloji mi yoksa herkeste olabilecek fizyolo-jik bir varyasyon olup olmadığını söylemek mümkün değildir. Buna karar vermek için incelemeleri ilerletmek MS ve KSSVY arasındaki ilişkiyi ve/veya bunun MS belirtileri üzerindeki etkilerini saptamak için daha çok sayıda hastada yapılacak geniş çalışmalara ihtiyaç olduğu düşüncesindeyiz. Bu konuda daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.