Mahmut KÜSBECİ, Alperen ELEK, Ferhat KIRAN, Umut Deniz PAK, Egemen ÖZTÜRK, Celal ÇINAR, İsmail ORAN
Ege Journal of Medicine - 2026;65(3):538-546
Amaç: Bu çalışma, renal anjiyomiyolipom (rAML) için selektif arteriyel embolizasyonun (SAE) etkinlik ve güvenliliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif çalışmaya, Şubat 2009 ile Aralık 2022 tarihleri arasında SAE uygulanan rAML hastaları dahil edilmiştir. Birincil sonlanım noktası; kanamanın durması ve tümör boyutunda küçülme olarak tanımlanan işlem başarısıdır. İkincil sonuçlar; komplikasyon oranlarını, semptomlardaki değişiklikleri ve yeniden girişim ihtiyacını içermektedir. Yeniden girişimsiz sağkalımı değerlendirmek için Kaplan -Meier analizi uygulanmıştır. Bulgular: Toplam 62 rAML'ye sahip 42 hasta çalışmaya dahil edilmiş olup, ortalama yaş 43,9 +/- 12,2 yıldır (aralık: 23 -68). Hastaların çoğunluğu kadındır (%80,9, n = 34) ve %18,1'inde (n = 8) Tüberos Skleroz Kompleksi (TSK) ilişkili rAML mevcuttur. TSK ilişkili olgular, sporadik rAML olgularına kıyasla daha genç yaşta başvurmuş; bu olgularda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha büyük tümör hacimleri (p = 0,002), daha düşük hemoglobin seviyeleri (p = 0,02) ve daha yüksek kreatinin seviyeleri (p = 0,05) saptanmıştır. SAE ile %100 teknik başarı oranı elde edilmiştir. Ortalama hastanede kalış süresi 4,16 +/- 4,04 gün olup, majör bir komplikasyon gözlenmemiştir. Ortalama takip süresi 35,27 +/- 37,67 aydır. Takip sürecinde, 4 re -embolizasyon ve 2 cerrahi prosedür olmak üzere 6 hastada (%14,3) yeniden girişim gerekmiştir. Genel Kaplan -Meier tahmini ile 4,6 yılda yeniden girişimden bağımsızlık oranı %68 olarak bulunmuş; TSK ilişkili olgularda yeniden girişim oranlarının anlamlı derecede daha yüksek olduğu görülmüştür (p = 0,04). Embolizasyon teknikleri karşılaştırıldığında, optimal embolizasyon (koil + polivinil alkol [PVA] partikülleri), anlamlı düzeyde daha büyük tümör hacmi küçülmesi sağlamıştır (p = 0,049). Buna karşın, optimal olmayan embolizasyon (tek başına koil veya PVA) maksimum lezyon çapında daha az belirgin bir azalma ile ilişkilendirilmiştir (p = 0,059). Buna rağmen, iki embolizasyon grubu arasında lezyon hacmi dışında işlem öncesi ve sonrası laboratuvar parametrelerinde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sonuç: SAE, yüksek teknik başarı ve kabul edilebilir yeniden girişim oranları ile rAML yönetiminde etkilidir. Optimal embolizasyon, tedavi etkinliğinin artırılmasında kilit bir rol oynamaktadır.