Serkan YENİGÜRBÜZ, Caner EDİZ
Family Practice and Palliative Care - 2026;11(3):227-233
Giriş: Radikal nefrektomi (RN) sonrası tek böbrekte adaptif değişiklikler meydana gelir; ancak bu tür hastalarda taş ve kist oluşumuna ilişkin veriler sınırlıdır. Bu hastalar giderek artan biçimde birinci basamakta izlendiğinden, bu risk aile hekimleri için doğrudan önem taşımaktadır. Yöntem: Bu çalışmada, böbrek kanseri nedeniyle RN geçiren 72 hasta ile idrar şikayeti olmayan 50 kişiden oluşan kontrol grubu değerlendirilmiştir. Yaş, komorbiditeler, tümör özellikleri, serum kreatinin (ameliyat öncesi ve sonrası), böbrek parankim kalınlığı, ekojenite, hidronefroz ve böbrek taşları veya kistlerin varlığı/boyutu dahil olmak üzere demografik ve klinik veriler analiz edilmiştir. Böbrek fonksiyonu ayrıca eGFR (CKD-EPI) ile değerlendirilmiş ve KDIGO kronik böbrek hastalığı (KBH) evrelerine göre sınıflandırılmıştır. Bulgular: İzlem serum kreatinin düzeyi RN grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksekti [medyan (ÇAA), 1,19 (1,00-1,45) ve 0,92 (0,79-1,02) mg/dL; p < 0,001]. Renal kistler (%33,3 ve %52,0; p = 0,039) ve böbrek taşları (%6,9 ve %26,0; p = 0,004) RN grubunda kontrol grubuna göre daha az sıklıkta saptandı. Renal kisti bulunan katılımcılarda kist boyutu açısından gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p = 0,719). Böbrek taşı bulunan katılımcılarda ise medyan taş boyutu RN grubunda kontrol grubuna göre daha büyüktü [6,0 (6,0-11,0) ve 3,5 (3,0-4,5) mm; p = 0,014]. Yaş ile izlem serum kreatinin düzeyi, böbrek taşı veya renal kist varlığı arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Sonuç: RN sonrasında böbrek fonksiyonlarında azalma görülmesine karşın, tek böbrekli hastalarda böbrek taşı ve renal kist sıklığı kontrol grubuna göre artmamıştır. Bu bulgular, RN sonrası edinilmiş tek böbrek durumunun izlem sırasında renal taş veya kist görülme sıklığında artışla ilişkili olmadığını düşündürmektedir. Bununla birlikte, bu hastaların uzun dönem izleminde böbrek fonksiyonlarının düzenli olarak değerlendirilmesi önemini korumaktadır.