Şule Önem PEKUZ, Merve SARI, Pelin TÜFENKÇİ
Cumhuriyet Dental Journal - 2026;29(1):129-137
Amaç: Bu çalışma, farklı restoratif tekniklerin -direkt kompozit, fiber post ve Bioblock tekniği -mezio-okluzal (MO) ve tek bukkal kusp (SBC) kaviteli simüle immatür dişlerde kırılma direnci ve kırılma paternleri üzerindeki etkilerini değerlendirmiştir. Gereç ve Yöntemler: Yetmiş tek köklü mandibular premolar diş seçilmiştir. On diş kontrol grubu olarak ayrılmış, kalan örnekler ise kavite tasarımı (MO veya SBC) ve restoratif teknik (direkt kompozit, fiber post veya Bioblock) esas alınarak rastgele altı deney grubuna (n = 10) dağıtılmıştır. İmmatür apeksleri simüle etmek için kök kanalları Gates Glidden frezleriyle genişletilmiş ve ardından 3 mm kalınlığında MTA tabakası ile apeksifikasyon yapılmıştır. Tüm örneklerde kırılma direnci testi uygulanmıştır. Kırılma direnci verileri tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile kırılma paterni verileri ise ki-kare testi ile değerlendirilmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi alpha = 0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: En düşük kırılma direnci SBC fiber post grubunda gözlenirken, en yüksek değerler kontrol grubunda bulunmuştur. Tüm MO alt grupları, SBC alt gruplarına göre önemli seviyede daha yüksek kırılma direnci göstermiştir (p < 0,01). Direkt kompozit ve Bioblock grupları arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p > 0,05); ancak her ikisi de fiber post gruplarına kıyasla önemli seviyede daha yüksek kırılma direnci sergilemiştir (p < 0,01). Gruplar arasında kırılma paternleri açısından anlamlı farklılık gözlenmemiştir (p > 0,05). Sonuçlar: MO kavite tasarımları, SBC tasarımlarına kıyasla daha yüksek kırılma direnci sağlamıştır. Fiber post restorasyonlar en düşük direnç değerlerini verirken, direkt kompozit ve Bioblock teknikleri anlamlı derecede daha iyi performans göstermiştir.