HATİCE GÜL ANLAR, MERVE BACANLI, BERKİN KUTLUK, ARİF AHMET BAŞARAN, NURŞEN BAŞARAN
Turkish Journal of Pharmaceutical Sciences - 2016;13(1):27-34
Oksidatif stres, reaktif oksijen bileşiklerinin üretimi ile antioksidan savunma sistemlerinin dengesinin bozulmasını tanımlayan bir terimdir. Oksidatif stres, inflamasyon kanser, nörodejeneratif bozukluklar ve kardiyovasküler hastalıklar gibi birçok hastalığın gelişmesinde rol oynamaktadır. Bitkisel fenolik bileşiklerin antioksidan etkili oldukları ve bu nedenle anti kanser etkileri oldukları öne sürülmektedir. Resveratrol (RV), üzüm, fındık, yaban mersini ve ahududu gibi pekçok bitkisel üründe bulunan, doğal olarak oluşan polifenolik bir bileşiktir. RV’nin antioksidan, antiinflamatuvar ve antikanser etkileri olduğu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Ancak RV’nin özellikle kanserin önlenmesinde koruyucu etkilerinin olmadığını da iddia edilmektedir. Bu çalışmada, insan meme adenokarsinoma (MDA-MB 231), insan servikal kanser (HeLa) ve Çin hamster akciğer fibroblast (V79) hücrelerinde RV’nin sitotoksik etkileri, 24 saat inkübasyon sonrasında Nötral Kırmızı Alım (NKA) ve 3-(4, 5-dimetiltiyazol-2-il)-2, 5- difeniltetrazolyum bromür (MTT) yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Her iki sitotoksisite yönteminde de benzer sonuçlar elde edilmiştir. 2-400 μM aralığında, RV’ün tüm hücre tiplerinde belirgin bir sitotoksik etkisi olmadığı görülmüştür. Hatta en yüksek konsatrasyonlarda bile neredeyse hiç sitotoksik etkileri olmamıştır. Bu nedenle IC50 değerleri, bu konsantrasyonaralığında hesaplanamamıştır.