Ayşegül ÇÖMEZ, Sevim Ayça SEYYAR, Gizem GÜRBOSTAN SOYSAL
Güncel Retina Dergisi - 2026;10(2):188-201
Bu derleme, retinal otoimmün hastalıklarla ilişkili üveitli olgularda kataraktın cerrahi yönetimini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Üveitli gözlerde katarakt, kronik intraoküler inflamasyon ve uzun süreli steroid tedavisinin bir sonucu olarak gelişmekte olup, bu olgulardaki görme kaybının en sık nedenlerinden biridir. Bu hasta grubunda katarakt cerrahisi, sistemik ve oküler hastalık aktivitesine ve eşlik eden oküler komorbiditelere göre değişken zorluklar içermektedir. Cerrrahi öncesinde özellikle retina ve optik sinir yapılarının durumu dikkate alınarak detaylı oftalmolojik ve sistemik değerlendirme yapılmalıdır. Ameliyattan en az üç ay önce inflamasyonun kontrol altında olması, postoperatif komplikasyonların azaltılmasında ve cerrahi başarı açısından önemli bir prognostik faktör olarak kabul edilir. Ameliyat öncesi, sırası ve sonrasında lokal ve sistemik kortikosteroidlerle birlikte uygun immünosüpresif tedavi uygulanması, postoperatif inflamasyonun ve kistoid maküla ödemi (KMÖ) gelişme riskinin azaltılmasında kritik rol oynar. Fakoemülsifikasyon ile birlikte intraoküler lens implantasyonu, üveitik kataraktı olan çoğu hasta için tercih edilen cerrahi tekniktir. Bu olgularda cerrahi sıklıkla miyotik pupil, posterior sineşi, iris atrofisi, zonüler zayıflık ve pupil membranı nedeniyle zorludur. Bu nedenle pupil genişletici cihazların kullanılması, iris manüplasyonları ve ek prosedürler gerekebilir. Postoperatif dönemde hastaların aşırı inflamasyon, KMÖ, artmış intraoküler basınç, hipotoni ve diğer potansiyel komplikasyonlar açısından yakından izlenmeleri gerekmektedir. Son yıllarda gelişen cerrahi teknikler, immünmodülatör tedaviler ve intraoküler lens teknolojilerindeki ilerlemeler, üveitli hastalarda katarakt cerrahisinin güvenliğini ve görsel sonuçlarını anlamlı biçimde iyileştirmiştir. Ancak her hastada bireyselleştirilmiş yaklaşım benimsenmeli ve öngörülemeyen komplikasyon risklerinin geleneksel katarakt cerrahisine göre daha yüksek olduğunun bilincinde olup, cerrahi sonrası dikkatli takip sürdürülmelidir.